A Travellerspoint blog

Salta ve Civarı

En güzel iki günümüz

all seasons in one day 29 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

İguazu'daki şelalelerin kudreti karşısında büyülenmişken, Arjantin'in ortasındaki bu küçük şehirden beklentimiz çok kısıtlıydı aslında. Bu defa 23 saatlik bir yolculuğun ardından, sabah otobüsten inerek hostele doğru yollandık. Bir önceki hostelde rezervasyon yaptırırken fiyatın olduğundan daha az söylendiğini öğrenince, bir gece kalıp duruma bakmaya karar verdik. Eşyamızı bırakıp dışarı çıktık, sıcak ve basık bir hava vardı. Önce şehrin kıyısındaki dağa çıkan teleferiğe atlayıp etrafa kuşbakışı bir göz attıktan sonra sömürge dönemi mimarisi örnekleriyle dolu caddelerden geçerek merkeze ulaşmamızla etrafımızı tur şirketlerinde çalışan gençlerin sarması bir oldu. (Burada -her ne kadar bütün backpackerlar gibi kendimizi böyle adlandırmaktan kaçınsak da- "turist" olduğumuz hemen anlaşılıyordu.) Birinin peşine takılarak bölge ve gidilecek yerler hakkında bilgi aldıktan sonra, araba kiralamanın daha ekonomik olup olmayacağını araştırmaya karar verdik. Birkaç yere baktıktan sonra, turla gitmenin 500 peso, araba kiralamanınsa 300 peso gibi bir fiyata hallolacağını hesapladık, hem araba kiralamakla her yeri istediğimiz gibi gezme özgürlüğümüz de olacaktı. Hemen o akşam arabayı aldık ve ertesi sabah elimizde haritamız ve bir şişe suyumuzla hazırdık. Yalnız, yola çıkmadan önce yapmamız gereken bir iş vardı, Mendoza'ya gidiş biletlerini almak. Her zamanki gibi birkaç yerden fiyat aldıktan sonra, Via-Tac'ta karar kıldık ve yine buranın standardı olduğu üzere 18 saatlik yolculuk için 340 peso bayıldık. Karnımız zil çalıyordu, ama pazar sabahı olduğundan her yer kapalıydı. Biraz şehrin dışına çıktığımızda panaderia'ların, yani fırınların açık olduğunu gördük. Yalnızca 5 peso'ya çeşit çeşit kruvasan ve poğaçamsı garip şeylerden alıp devam ettik.

6salta_13_1.._rl____.jpg
Salta

Salta'da gezebileceğiniz üç farklı bölge var: İlki, zaten çoğu insanın buraya gelmesine vesile olan Salinas Grandes, yani tuzlanın bulunduğu rota. Bu rotada İnka öncesi dönem kalıntılarını da görmeniz mümkün. Yedi renkli dağlar ise rotanın ikinci can alıcı kısmı. İkinci güzergahtaysa daha da kuzeye çıkılıp Humahuaca'ya gidiliyor. 3. rotada bölgenin üzüm bağlarına ev sahipliği yapan Cafayate var, güneye inmek gerekli. Şirketler genellikle bu turları üç ya da dört güne bölerek gerçekleştiriyor. Toplamda 400 km. gibi bir yol olduğunu öğrenince hepsini iki günde tamamlayacağımıza kanaat getirdik.

Kruvasanları çıtırdatarak yola devam ederken, asfalttan ayrılıp sağanak yağmur altında yer yer tepeden düşen kayalarla ve artık dereyle birleşme noktasına gelen su birikintileriyle kaplı toprak bir yolda giderek "irtifa kazanmaya" başladığımızı fark ettik. Üstelik, yalnızca arabaların sığabileceğini düşündüğümüz bu yolda, karşısına çıkacak kaya parçaları ya da su birikintilerinden hiçbir şekilde etkilenmeyeceğini bilerek hız kesmeden ilerleyen tırlar işliyordu. Bu duruma ayak uydurup dikkatle yolumuza devam ederken, manzara da bir anda değişivermişti.

3salta_13_1.._rl____.jpg
76salta_13_1.._rl____.jpg

Seyahate çıktığımızdan bu yana ilk defa "medeniyet"in dışına çıktığımızı hissetmeye başladık. Kayalık tepeler, ağaç uzunluğundaki kaktüslerle kaplıydı. Bir süre, bu kadar büyük kaktüsleri ilk defa, hem de doğal bir ortamda görmenin verdiği şaşkınlığı atamadık. Chorillos'a kadar toprak yolda ve yağmur altında devam ettik. Buradan sonra tırmanış virajlarla ve neyse ki asfalt yolda sürdü. Deniz seviyesinden 3000 m. yükseklikteki Tastil'de İnka öncesi döneme ait kalıntıların bulunduğu bölgeye tırmanarak rüzgarın kaktüslere çarpınca çıkardığı sesi dinledik bir süre.

salta_13_1.._rl____.jpg
93salta_13_1.._rl____.jpg

Sonra yine toprak yola açılan bir yolu takip ederek 3775 m. yükseklikteki San Antonio de los Cobres'e ulaştık. Toz toprak içindeki bu minik kasaba, Tren a las Nubes (Bulutlara Tırmanan Tren) adı verilen efsanevi bir trenin geçtiği 12 viyadükten en uzun ve ihtişamlı olanına yakın olması nedeniyle, bu viyadüğü görmek isteyenlerin uğradığı bir yer. Gördüğümüz ilk tesise girerek empanada ve koka çayı söyledik. Bu yükseklik, bizim gibi alışık olmayanları etkileyebiliyor. Ben hiçbir şey hissetmedim, ama Barış'ın başı biraz döndü, halsizlik hissetti kısa bir süre. Dinlendikten sonra, viyadüğü görmek için yeniden yola koyulduk. Kasabanın çıkışında yol çatallanıyor, sola giderseniz Ruta 51 üzerinden viyadüğün bulunduğu tarafa, sağa giderseniz Ruta 40 üzerinden Salinas Grandes'in bulunduğu tarafa devam etmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla 51 üzerinden viyadüğü görüp aynı yolu geri dönerek 40'a geçmemiz gerekiyordu. İki yol da birbirinden kötü, toprak yol üzerinde 40 km. ortalama hızla devam ediyorsunuz. Altımızdaki arabayı tek parça halinde teslim edemeyeceğimizi düşünmeye başladık bir süre sonra. Ve yolculuktaki ilk hayal kırıklığımızı da 51 numaralı yol üzerinden viyadüğe doğru saptığımızı düşündüğümüz tali yolda yaşadık: Karşımızda, 4x4'ümüz bile olsa belki tırmanamayacağımız duvar şeklinde bir tepe duruyordu. Birkaç denemenin ardından kös kös aynı yolu geri dönmek durumunda kaldık. Corbes'e ulaşıp 40 numaralı yola bağlanarak Salinas Grandes'e doğru yola devam etmeye başladık. Bu arada saat de 4 olmuştu. Yani bizim iki günde tamamlamayı düşündüğümüz yolun 3'te biri bile değildi henüz! Kuş uçmaz kervan geçmez çöl yollarında saatlerce devam ettikten sonra nihayet Salinas Grandes'i uzaklarda görmeye başladık. Yaklaşıyorduk yaklaşmasına, ama içine girmemize imkan verecek bir yol yoktu.

64salta_13_1.._rl____.jpg
Salina Grandes, ufukta.

Tabii bu kötü yol şartları altında benzinimiz de azalmaya başlamıştı, bu hayale de veda ederek geceyi geçirebileceğimiz ve depoyu doldurabileceğimiz bir yerleşim merkezi bulmaya karar verdik. Haritaya göre 52 numaralı yola bağlanmamız gerekiyordu ve bu yol da görünüşe göre topraktı. Şansımıza, yol ayrımına geldiğimizde yeni yapılmış asfalt bir yolla karşılaştık ve Purmamarca'ya doğru yol aldık.

84salta_13_1.._rl____.jpg
084salta_13_1.._rl____.jpg

Purmamarca'ya gidişte And Dağları'nı ve bulutları aşmanız gerekiyor. Buraya kadar bize eşlik eden çöl manzarası bir anda değişmiş ve yerini yeşil, mor, sarı renkli dağlara bırakmıştı. Yaklaşık 40 dakika sonra nihayet hedeflerimizden birine ulaşmıştık! Ve anlaşılan burası popüler bir mekandı, çünkü hostel adı verilen yerlerin (ki aslında butik otelden farkları yoktu bence) fiyatları Buenos Aires'i aratacak düzeydeydi. Neyse ki Madre Coca (bildiğiniz Melahat Teyze) imdadımıza yetişti de iki kişi 50 peso'ya yatacak yer bulabildik. Purmamarca yedi renkli dağlarıyla meşhur olan yer. Sabah kalkınca makinelerimizi alıp küçük bir tur attık, ama ışık çok ters geldiğinden renklerin etkileyiciliğini yansıtmak layıkıyla mümkün olamadı.

Buradan çıkıp yine Purmamarca gibi Jujuy eyaletine bağlı Tilcara'ya doğru yol aldık. Tilcara, yine İnka öncesi dönemde bulunduğu konum nedeniyle çok önemliymiş, İnka döneminde de aynı önemi korumuş. Pucara denen kısmı kasabanın epey yüksek bir yerinde bulunuyor, Quechua dilindeki anlamı da "müstahkem mevki". Dağda ve ovada yaşayan insanlar bu noktada bir araya gelerek ürünlerini takas edermiş. Ayrıca dört bir yanı mükemmel bir biçimde takip edebileceğiniz bir konumda olduğundan stratejik bir önemi varmış. Kalıntıların bulunduğu bu yeri de tırmanarak gezebiliyorsunuz.

94salta_13_1.._rl____.jpg
Pucara

Çok az vaktimiz kaldığından burayı gezdikten sonra yeniden yola düşerek Jujuy eyaletinin başkenti Jujuy'a da uğrayalım dedik. Burada lomito adı verilen bir sandviç yedikten sonra 9 numaralı yola bağlanarak Salta'ya dönüşe geçtik. İşte bu yol kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yol. Eğer turla gelmiş olsaydık otobandan dönüleceğinden bu yoldan haberimiz bile olmayacaktı. Yemyeşil dağların arasından kıvrılarak yükselip alçalan bu daracık yolda devam ederken, buranın cennetten bir parça olduğunu düşündük sadece ve göremediğimiz her şey için hayıflanmayı bırakarak çok iyi bir seçim yaptığımızda hemfikir olduk.

8salta_13_1.._rl____.jpg

Bir sonraki yazı: Mendoza (ve Melahat Teyze'nin pireleri beni nasıl yaktı...)

Deniz Koç

Posted by acikbilet 16:58 Archived in Argentina Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Comments

yaw bu hava sizin basınız döndürdüyse biz kesin bayılır kalırdık :)

by patakurt

SEN ANLATIRKEN BEN HEYECANLANDIM. Bİ DE PİRE DİYORSUN. YEDİLERMİ HER YANINI??:)))

by seldatosya

Kendimi o dar yollarda düşünemiyorum.. böyle armut piş ağzıma düş siz gezin biz izleyelem ..daha zevkli oluyor
sevgiler

by nesros

Barıscım sakal cok yakısmıs. Cenk'le rahatlamışlıgınızı içimizde yasadık :). pesinizdeyiz...

by tumay

Denizciğim! Maceralarınızı brezilya dizilerini seyreder gibi heyecanla takip ediyorum. Gezdiğiniz yerler ve fotoğraflar büyüleyici güzellikte! Bu engebeli yollara bile girerek bize dünyanın 4 bir köşesini tanıtan arkadaşlarım olduğu için şimdi kendimi daha şanslı hissediyorum.. ve bunun daha sadece ilk ülke olması içimi gıcıklıyor! ahhahaha işte brezilya dizisi ruhu budur... Müthiş bir final olmuş Melahat Teyze'nin pireli.... Hadi anlat!!!

by EylemT

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint