A Travellerspoint blog

Ruta 40, El Chalten, El Calafate

Patagonya'nın İçlerine Doğru

all seasons in one day 15 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Bariloche'ye geldiğinizde kendinizi Patagonya'ya ayak basmış sayabilirsiniz. Ancak yemyeşil dağlar ve mavi göller arasında henüz öyleymiş gibi hissetmeyeceksiniz. Daha güneye yol aldığınızda, birçok seyyahı kendine çeken uçsuz bucaksız düzlükler ve bir perde gibi gökyüzünü ufuk çizgisine kadar kaplayan bulutlar sizi de çarpacak ve Ateş Toprakları'nın sonuna dek yolculuğunuza eşlik eden manzara sadece bu olacak.

Ülkenin güneybatısına inmek için iki yol var. Birincisi Comodoro Rivadavia üzerinden Rio Gallegos'a gidip oradan başka bir otobüse atlayarak El Calafate'ye geçmek. İkincisiyse, efsanevi olarak addedilen "Ruta 40" üzerinden aşağıya inmek. Ruta 40, kuzeydeki Jujuy eyaletinde başlayıp And Dağları'na paralel olarak güneydeki Santa Cruz eyaletine kadar uzanan, belli kısımları toprak olan (burada "rupio" diyorlar) ve 5000 km'yi aşan mesafesiyle Arjantin'in en uzun ulusal yolu. Yolun Bariloche-El Chalten arasındaki toprak kısmı sadece 4 ay boyunca kullanıma açık. Yılın diğer ayları yağmur, kar ve rüzgar nedeni ile isteseniz de kullanamıyorsunuz. Bizim iki seçenekten hangisini tercih ettiğimizi tahmin etmek zor olmasa gerek.

El Chalten Seyahat'in otobüsü sabah saat 7 gibi Bariloche'den hareket ettiğinde güneş dağların ardından henüz başını çıkarmamıştı. El Bolson'a doğru ilerlerken yükselen güneşle birlikte, yanlarından geçtiğimiz irili ufaklı göllerin yüzeyinde oluşan ve duman tütüyormuş gibi görünen buharlaşma bizi çok şaşırttı. Rio Mayo'ya kadar asfalt yoldan devam ettikten sonra, gerçek Ruta 40'a, yani yolun toprak kısmına girdik. Yol boyunca devekuşlarını ve guanacoları gözleyerek gece kalacağımız Perito Moreno'ya vardık.

1ruta_40__2.._rl____.jpg
Deniz nerede?
ruta_40__2.._rl____.jpg
Perito Moreno'daki hostelde kurduğumuz çilingir sofrası: Rokfor aromalı peynir, krem peynir, ton balığı, ekmek ve bira. Seyahate çıktığımızdan bu yana ilk defa dizi izledik.

Ertesi sabah otobüsteki 7 kişi ile birlikte bir minibüsle "Cueva de las Manos"a (Eller mağarası) gittik. Pinturas Nehri Vadisi'ndeki birçok arkeolojik bölgeden en bilineni olan Cueva de las Manos'ta kim oldukları kesin olarak tespit edilememiş yerli gruplar tarafından yapılmış duvar resimleri var. Guanaco avlayarak yaşamlarını sürdüren yerliler, boyaları da guanaco yağı ve bölgede bulunan bazı kayaların tozlarını karıştırarak elde etmişler ve ağızlarına aldıkları boyaları püskürterek mağaranın içindeki ve etrafındaki kayalara çeşitli resimler ve tasvirler yapmışlar. Üç döneme ayrılan resimlerin çoğunluğunu negatif el izleri oluşturuyor. İlk dönem resimleri yaklaşık 9000 yaşında ve el izlerinin yanı sıra av sahneleri ve ritüeller de resmedilmiş. Bu kadar yıl boyunca renklerin canlılığını korumuş olması şaşırtıcı, çünkü korumak için etrafını çevirmek dışında hiçbir kimyasal madde kullanılmamış. Diğer bir şaşırtıcı konu da günümüzden 2500 yıl öncesinde yapılmış üçüncü dönem resimleri ile ilk dönem resimlerinde kullanılan resim tekniği ile tasvir edilen avcılık yöntemlerinin aynı olması.

9ruta_40_24.._rl____.jpg
Cueva de las Manos

Minibüsten inip, otobüse bindikten sonra yaklaşık 450 km daha toprak yolda ilerleyip, hava kararırken El Chalten'e vardık. Doğrusu yolculuğun ikinci günü -sabahki küçük gezi hariç- ilk günü kadar ilginç değildi. Toprak yolda ilerlemek bir süre sonra ilk başlardaki cazibesini yitiriyor, çünkü yorucu olmaya başlıyor, hem istediğinizde otobüsü durdurup fotoğraf da çekemiyorsunuz. Yine de bulutların her an değişen görüntüsü sıkıcı olmaktan çok uzak, tıpkı sahilde oturup denizi seyretmek gibi. Ancak bu yolculuğa karar verdiyseniz iki gün gitmeye hazır olmanız gerek, sadece ilk gününe katılıp, duvar resimlerini görüp, sonra da asfalt yoldan devam etme şansınız yok...

El Chalten'e Noel'de varmış olduğumuzu akşam yemek yemeye çıktığımızda anladık. Kışın nüfusu 450, yazınsa birkaç bin olan bu kasabanın tek geçim kaynağı turizm ve etrafta bir sürü restaurant bulunuyor. Birkaç restauranta girdikten sonra anladık ki, esnaf bu özel gece için kişi başı 80-100 peso civarında olan özel menüler hazırlamış. "Ben menü almayacağım, ucuzundan bir çorba içip kalkacağım" diyemiyorsunuz. Kasabaya geç geldiğimiz ve sandviç stoklarımız tükendiği için en son girdiğimiz restaurantta paylaşmak üzere bir menü sipariş ettik. Ancak hakkını verelim hem ordörvler, hem arkasından gelen kuzu hem de tatlı olarak sundukları tiramisu çok lezzetliydi. En azından yediklerimiz lezzetliydi diye kendimizi teselli ederek hostele doğru yürümeye başladığımızda, olması gereken sokağı geçtiğimizi fark ettik ve sonra anladık ki hosteli tanıyamamamızın nedeni bir diskoya dönüşmüş olması. Restaurant kısmı ile odaların bulunduğu koridor arasında herhangi bir duvar ya da kapı bulumadığı için aşağıda Noel sarhoşluğu ile zıplayanların çoşkusunu yatağımızı zıplatan bas tonlarıyla içimizde hissederek uyumaya çalıştık ve sabaha karşı da olsa başarılı olduk.

Yükseklikleriyle olmasa da, dik yamaçları ve buzla kaplı tepeleri ile Güney Amerika'nın tırmanılması en zor iki doruğu olan Cerro Chalten (ya da daha çok bilinen ve Beagle gemisinin kaptanı Fitz Roy'dan aldığı adla Cerro Fitz Roy) ve Cerro Torre'yi de kapsayan ulusal park, El Chalten'in hemen yamacında başlıyor. El Calafate biletlerimizi aldıktan sonra çıkınımızda kraker, krem peynir ve su ile trekking parkurlarından gözümüze kestirdiğimiz Capri Gölü patikasını tırmanmaya başladık. Biraz yokuş olan başlanngıç kısmı hariç fazla zorlu olmayan bu parkur, bitki örtüsü, aşağıdaki vadi ve tepedeki dağ manzaralarıyla insana huzur veriyor. Her adımda beyninizdeki seratonin seviyesi artıyor. Bizim gibi trekking geçmişi olayanlar için gidiş-dönüş 14 km'lik bu parkur tam kıvamında geldi. Kendine güvenenler için çok daha uzun, zorlu ve güzel manzaralı parkurlar da bulunuyor.

el_chalten.._rl____.jpg

El Calafate, El Chalten'den otobüsle yaklaşık 4 saat sürüyor. İlk gece için kalacak herhangi bir yer ayarlamamıştık, gardaki turizm danışma ofisinden adresini aldığımız iki hostelden ilkinde yer olmayınca ikincide konaklamaya karar verdik. El Calafate de Bariloche gibi göl kıyısına kurulmuş bir kent. İklim sert olduğundan tarım, büyük yerleşim yerlerine uzak olduğundan da sanayi gelişmemiş; tek geçim kaynağı turizm. İkinci günden itibaren hostelinde kaldığımız Eduardo bu sene pek fazla turist olmadığını söylese de sokakta Arjantinli'den çok yabancı turist görüyorsunuz.

Burayı bu kadar turistik kılan ise, bir ucu şehrin kıyısına uzanan ve Arjantin'in en büyük gölü olan Lago Argentino'nun etrafındaki buzullar. Şehre en yakın olan Perito Moreno buzulu küresel ısınmaya rağmen dünyada genişlemesini sürdüren ender buzullardan biri. Otobüs garından yaklaşık 1,5 saatte ulaşılabilen Los Glaciares Ulusal Parkı'nın içindeki buzul her dakika değişen rengi ve kopan parçaların çıkardığı gökgürültüsünü andıran sesi ile insanı -hem mecazi hem gerçek anlamda- donduruyor.

1el_calafat.._rl____.jpg
3el_calafat.._rl____.jpg

Ülkenin ve dünyanın en güneyindeki yerleşim yeri Ushuaia'ya gitmek için Rio Gallegos'ta aktarma yapmak, Şili sınırını geçmek, Macellan Boğazı'nı aşmak, sonra tekrar Arjantin'e girmek gerekiyor. Ateş Toprakları'na yapacağımız bu yolculuk, "yatmaya değmez" diyerek Eduardo'nun mutfağında geçirdiğimiz uzun saatlerin ardından gece saat 3'te bineceğimiz otobüsün hareket etmesiyle başlayacaktı.

Barış Pala

Posted by acikbilet 11:43 Archived in Argentina Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Comments

Ateş toprakları sizi çok yordu,otobüs koltuklarında kaç gününüz geçti kimbilir.Hele çilingir sofranızı görünce çok üzüldük.Çocuklarımızın şu anda yapmış olduğumuz yemekleri doyasıya yemelerini ne kadar isterdik anlatamayız.Neyse artık biz sizin yerinize de yiyeceğiz.En kısa zamanda başkente ulaşmanız dileğiyle.

by mine ihsan

Ushuaia maceralarınızı merakla bekliyorum!

by EylemT

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint