A Travellerspoint blog

Dünyanın Dibindeki Şehir

Ushuaia

all seasons in one day 15 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Ushuaia romantize edilmeye çok müsait ve epey de edilen bir şehir. Dünyanın sonunda, insanların yaşadığı en güney noktada bulunmak düşüncesi diğer yerlerdeki herkesi cezbediyor. Birkaç kişiden gitmeye gerek olmadığına dair yorumlar duymuştuk, ama burası benim için olmazsa olmaz bir yerdi. Çok uzun zamandır merak ediyor, çalışma odasındaki haritada gözümle İstanbul ile arasına görünmez bir çizgi çekerek ne kadar uzak olduğunu düşünüyordum, sanki gidilemez gibiydi. Halbuki buraya 1800'lü yıllarda deniz yoluyla aylar süren ve tehlikelerle dolu yolculuklardan sonra ulaşanlar vardı. Kaptan Fitz Roy buraya Beagle ile iki defa gelmişti. Üstelik ikincisinde, ilk seyahatin ardından kraliyet ailesine armağan olarak sunduğu minik yerli Jemmy Button'ı* "yontulmuş" bir delikanlı olarak memleketine geri götürüyordu. Güvertede dikkatle etrafı izleyenlerden biri de, daha sonra bu gezideki gözlemlerine dayanarak kitaplaştıracağı evrim teorisiyle "mümin" Kaptan Fitz Roy'u kendini gemiye aldığı için bin pişman edecek Charles Darwin'di.

Bizim Ushuaia'ya ulaşmamız da, o zamanlarda olduğu kadar olmasa da, yine zorlu olmuştu. Beklenmedik uzunluktaki otobüs yolculuğunun ardından, saat 04:00'te kendimizi şehir merkezinde hostel ararken bulduk. Girdiğimiz ilk yer pahalı geldi, ikinci yerde görevliyi bir türlü uyandıramadık, üçüncü yer uygundu ve odadakilerin sinirli bakışları eşliğinde ranzalarımıza tırmanarak uyuduk.

Sabah, şehrin sırtını dayadığı dağların eteklerine kar yağmış olduğunu fark ettik ve toplanarak odalarındaki ısıtma sistemi çalışan bir hostel aramaya çıktık. Beagle Channel'a doğru esen buz gibi rüzgar, çantalarımızda ne varsa üstümüze geçirmiş olmamıza rağmen yağmurun da yardımıyla içimize işliyordu. Neyse ki fazla dolaşmaya gerek kalmadan, adını buralarda bol bulunan bir çiçekten alan Los Lupinos'a yerleştik.

Starred_Photos2.jpg

Odada bizden başka orta yaş üstü Amerikalı bir çift ve ilk tanışma anından itibaren sürekli çok az vakti olduğunu belirterek “geç kaldım!” demesiyle akla Alice Harikalar Diyarı'ndaki tavşanı getiren Brezilyalı Sergio vardı. Amerikalı çift ilk başta sohbet açmaya gayret eden tavırları nedeniyle sıcakkanlı gibi görünse de, çok geçmeden adamda bize ancak bir Vietnam gazisi olabileceğini düşündürecek çeşitli psikopatlıklar belirmeye başladı. Sergio ve biz gerilmeye başladık, anlaşılan karısına “seni küçük pis fare” diye seslenip sabahın 7'sinde viskiye başlayan ve gece horlayan adam da Barış horlamamasını söylediği için rahatsız olmuş olacak ki, ertesi gün herkes odasını değiştirmişti.

Aktivitelerle tam bir turizm kentine dönüştürülen Ushuaia'da buz gibi hava ve yağış nedeniyle doğa parkında yürüyüş gibi seçenekleri eledikten sonra, Beagle Channel boyunca yapılan katamaran gezisine katılmakta ve penguen adasını ziyaret etmekte karar kıldık. Sonraki planımız da Ateş Toprakları'nı terk ederek Puerto Madryn'e geçmekti. Ocak ayının ilk günü sabah 9'a katamaran biletlerimizi almıştık ki, bunun yılbaşı sabahı olduğunu fark ederek almasa mıydık acaba diye düşündük. Sonra hiçbir planımız olmadığını ve bu cansız şehirde 12'den sonra ayakta kalmak için çaba sarf etmek gerektiğini hatırladık. Bir sonraki gün de penguen adasını ziyaret edecek ve dönüşe geçecektik.

Ancak bazı şeyler beklediğimiz gibi gerçekleşmedi. Yılbaşı akşamı süpermarketten yüklü bir alışveriş yapmış, kendimize mükellef bir sofra hazırlamaya karar vermiştik. Gel gör ki, hostelin mutfağı tıklım tıklım doluydu ve yalnızca bir parça et kızartıp salata yapabildik ve şarap eşliğinde onları yemeye başladık. Bu arada yan tarafımızdaki Fransız çiftle muhabbeti koyulaştırdıkça açılan şarap şişelerini sayamamaya başlamıştık. Sonuç: Sabah 9'daki tura yetişebildik, ama ben gezinin büyük kısmını yan koltuğa uzanarak geçirdim ve ancak deniz aslanlarıyla deniz fenerinin yakınına geldiğimizde kalkıp bakma zahmetine katlandım.

NewYear2009__4_.jpg
NewYear2009__5_.jpg
NewYear2009__6_.jpg
Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl herkese kutlu olsun! Christophe, Carine ve Sergio (sarılı) ile hostelde çılgın eğlence.

Penguen adasında iki tür penguen vardı: Macellan ve sanıyorum diğeri de Humboldt idi. Penguenler ta Antarktika'dan yüzerek bu adaya çiftleşmeye geliyormuş. Erkekler önce gelip yuvayı yapıyor, dişilerse “olmamış bu” deyip burun kıvırıyormuş. Minik tekne adaya yaklaştığında birkaç penguen merakla yüzerek yanımıza geldi, biz kıyıya inerken de tekrar eski yerine döndü. Büyük kısmı çalılarla kaplı adada pek çok penguen yuvası vardı ve artık birer ergen olmuş ve gri yumuşak tüylerinin arasından siyah sert kıllar çıkan penguenler annelerinin yanında güneşleniyordu.

Starred_Photos1.jpg

Ada dönüşü artık biletlerimizi alalım deyip Taqsa'nın yazıhanesine gittiğimizde kapalı olduğunu gördük. Burada anlayamadığımız bir şey de şu siesta! Bariloche'den itibaren bu soğuk memlekette neden siesta yapıldığına bir türlü anlam veremedik. Akşam 20:00 civarı tekrar geldik, çalışma saatleri içinde olmasına rağmen kapalıydı. Ertesi gün nihayet açık olduğunu görerek içeri girdiğimizde Ateş Toprakları'ndan çıkmanın da öyle çok kolay olmayacağını anlamıştık, çünkü bilet bulmak büyük sorundu ve türlü talihsizlikler sonucunda (ki bu talihsizlikleri Barış'ın Arjantin'deki otobüsleri anlattığı yazıda okuyabilirsiniz) buradan ancak dört gün sonra ayrılabileceğimizi öğrenerek adeta yıkıldık! Bir bakıma dinlenmemiz için vesile olsa da, böyle soğuk ve pahalı bir yerde kalmayı tercih etmezdik doğrusu. Bu dört günü yazı yazarak ve kitap okuyarak geçirdik ve 6 Ocak sabahı saat 05:00'te Rio Gallegos otobüsündeki yerlerimizi aldık. Yaklaşık iki gün sonra Puerto Madryn'de olacaktık.

Deniz Koç

* Jemmy Button'ı iki farklı bakış açısından görmek isterseniz, önce Darwin'in A Naturalist's Voyage Round the World kitabını okuyun ve bir bilim insanının, "beyaz adam"ın her ne kadar İngiliz kültürüyle yetişmiş olsa da bu genci insan yerine bile zar zor koyduğunu görün, sonra da Bruce Chatwin'in Jemmy'nin nasıl ailesinden ayrılarak götürüldüğünü kendi hayal gücünü kullanarak yazdığı In Patagonia kitabını (Türkçesi Patagonya'da, YKY'den çıkmış hem de!) okuyun. Çok etkileyici, uzun süre üstünde düşündüm.

Posted by acikbilet 12:58 Archived in Argentina Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint