A Travellerspoint blog

Arequipa

Peru'nun 'Akşehir'i

semi-overcast 19 °C
View Seyahat & Peru - Bolivia on acikbilet's travel map.

Altiplanodaki ilk durağımız olan 2,400 rakımlı Arequipa'ya, sekiz saatlik bir yolculuğun ardından sabah horozlar öterken ulaştık. Terminalden bindiğimiz taksi ile yaklaşık beş oteli dolaşıp yer bulamadıktan ya da otelleri beğenmedikten sonra merkeze 10 dakikalık yürüme mesafesindeki bir otelde karar kıldık. 100 yaşına merdiven dayamış bir teyzeciğin (tiatita) eskiden ev olarak kullandığı, şimdi ise mütavazı bir otele dönüştürdüğü iki katlı binanın giriş katındaki bir odaya yerleştik.

Plaza_de_A..atedral.jpg
Plaza de Armas'ta Katedral

Şehirdeki yapıların çoğunda açık renkli volkanik bir taş olan sillar kullanıldığı için Peru'nun beyaz şehri olarak anılan Arequipa, 5,822 metre yükseklikteki El Misti Dağı'nın eteğine kurulmuş. Birçok şehirde olduğu gibi burada da şehrin merkezinde katedralin de bulunduğu Plaza de Armas yer alıyor. İspanyolların katolik mezhebini yaymak için ne kadar çaba sarfettiklerini her köşe başında karşınıza çıkan kiliselerden anlamak mümkün. Bu kiliselerin en ilginci meydanın katedrale bakan köşesine sıkışmış olan ve giriş kapısının yer aldığı yüzdeki, katolik diniyle And inançlarının harmanlanması sonucu ortaya çıkan mestizo-barok stilinde yapılmış süslemeler ile göz alan La Compania Kilisesi.

Arequipa-_beyaz__ehir.jpg
Arequipa: Beyaz şehir

16. yüzyıl sonlarında inşa edilen ve 1970'lere kadar aktif olarak kullanılan Santa Catalina Manastırı sadece Arequipa'nın değil, Peru'nun en ilginç dini yapılarından biri. Zamanın zenginlerinden Maria de Guzman ve vali Toledo tarafından, ailelerinin günahlarını telafi etmek için kendilerini feda edip dünyevi zevklerden uzak bir hayat sürecek genç kızlar için yaptırılan manastır, meydanları, sokakları ile yüksek duvarlar ardında küçük bir şehir adeta.

Santa_Teresa.jpg
Santa Teresa

Güzel mimarisinin yanısıra Arequipa'dan aklımızda kalan diğer bir kare de şehirdeki sekizinci restaurantını açmaya hazırlanan müteşebbis vatandaşımız ile tanışmamız. Rehber kitabımızda yer alan “Fez” adlı restauranta gidip de, menünün üzerindeki ince belli çay bardağını gördüğümüzde (ne yazık ki menünün kapağına koymuş olmalarına rağmen demleme çayları yoktu) işin içinde bizim memleketten biri olduğunu anlamıştık. Sağa sola bakınca gördük ki Fez'in yan dükkanı İstanbul isimli bir bar, yolun karşısında ise bir iskenderci var. Çalışan garsonlara restaurantın sahibinin orada olup olmadığını sorduğumuzda, bize iskenderciyi gösterip, patronun orada olduğunu söylediler. Fez'deki yemeğimizi bitirince tanışmak üzere iskenderciye uğradık. Daha önce de Almanya'da yaşayan ve 30'lu yaşlarını henüz tamamlamamış olan İbrahim seneler önce bir vesile ile Peru'ya gelmiş. İşler yoluna girip evlenince babasını ve ablasını da yanına alıp Arequipa'daki restaurant zincirini büyütmeye başlamış. Bir yandan kahvesini yudumlayıp, bir yandan neler yaptığını anlatan İbrahim bir ihtiyacımız olursa diye kartını verse de, bizim kim olduğumuz, ne yaptığımızla ilgili hiçbir şey merak etmedi, adımızı bile sormadı. Paul Theroux'nun “The Old Patagonian Express” kitabında bahsettiği, hep kendinden bahseden, karşısındaki hakkında hiçbir şey merak etmeyen insan tipinin kana cana bürünmüş bir timsaliydi İbrahim. “Akşam bara gelirseniz ablamla tanışabilirsiniz” demişti, ama hem yorgun olduğumuzdan hem de İbrahim'le aramızda geçen tek taraflı konuşma bizim içimizdeki merakı da söndürdüğünden akşam yemeğinden sonra otelimizin yolunu tuttuk.

_nce_belli_mmmm.jpg
İnce belli mmm

Soğuk hava nedeniyle kat kat battaniye altında geçirdiğimiz gecenin yarısında, odayı dolduran bir ses ile uyandık. Uyku sersemi sesin nereden geldiğini anlamamız biraz vakit aldı: Duvarda asılı duran küçük televizyon kendi kendine çalışmaya başlamıştı. Televizyonun nasıl olup da açıldığına akıl sır erdiremesek de kesin çözüm olarak fişi çekip uykuya geri döndük. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte, bu sefer de başucumuzdaki telefonun zili ile uyandık. Deniz'in kaldırdığı ahizeden ses gelmiyordu. Ecinnilerle dolu odamızı hızla boşaltıp terminalden bir Puno otobüsü yakalamak için taksiye atladık.

Barış Pala

Posted by acikbilet 20:04 Archived in Peru Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint