A Travellerspoint blog

La Paz

Elem tere fiş, kem gözlere şiş

all seasons in one day 20 °C
View Seyahat & Peru - Bolivia on acikbilet's travel map.

Puno'dan başladığımız yolculuğumuzda, eskiden La Paz'ın bir mahallesi olan, ama göç nedeni ile büyümesinin durmayacağı anlaşılınca yeni bir şehir haline getirilen El Alto'dan geçip, irice bir çanak olan La Paz'a gelmiştik. Taksicilerin söyledikleri fiyatları fazla bulduğumuz için (Bolivya'da da Peru'da olduğu gibi taksilerde taksimetre yok, gideceğiniz yer için her seferinde şoförle pazarlık etmeniz gerekiyor) yürümeye karar verip Cadı Pazarı'nın göbeğindeki otelimize yerleştik.

Odadan_La_Paz.jpg
Odadan La Paz

İspanya'nın Peru'yu kolonileştirmesi sırasında Güney Amerika'yı dize getiren Francisco Pizarro ile diğer bir İspanyol komutan Diego Almagro arasında, yeni toprakların hakimiyeti ile ilgili uzun ve kanlı çatışmaların sona ermesinin anısına, maden yatakları ile Lima arasında bir kontrol noktası olması için 1548'de kurulan bu şehre İspanyolcada barış anlamına gelen La Paz ismi verilmiş. Hem madenlerin, hem de kuzeydeki verimli Yungas bölgesinde yetişen koka ve meyve sebzenin geçiş noktası olması nedeniyle ticari açıdan önem kazanan La Paz, nüfusunun artması ile politik açıdan da bir güç odağı haline gelmiş. Bolivya'nın İspanya'dan bağımsızlığın kazanıldığı 1825'i takip eden dönemde, bağımsızlık öncesi başkent olan Sucre ve yeni güç La Paz arasındaki çekişme 1899'da kongre ve hükümetin La Paz'a taşınması, yargı organlarının ise Sucre'de kalması ile sonuçlanmış. Bugün anayasal olarak Bolivya'nın başkenti Sucre olsa da, ülkenin de-facto başkenti La Paz.

La_Paz_da_y_r_rken.jpg
La Paz'da yürürken

Bolivya Güney Amerika'nın yerli nüfusu en yoğun olan ülkesi. 2005 yılında iktidara gelen ve hâlâ görevde olan Evo Morales, ülkedeki yerli nüfusun çoğu gibi bir Aymara ve göreve geldiğinden beri yerli kültürünün gelişmesi, Aymara dili ve diğer yerli dillerinin İspanyolca ile birlikte günlük ve resmi hayatta daha yoğun kullanılması için düzenlemeler yapıyor. Farklı nedenlerle de olsa İranlı siyasetçiler gibi kravat takmayan ve genelde yerli motiflerini taşıyan kazaklarla ya da ceketlerle dolaşan başkanları Morales gibi La Paz'lı kadınların çoğu da geleneksel kıyafetlerle dolaşıyor, dizaltına kadar uzanan, bol, kabarık ve kat kat etek, püsküllü şal, sırtlarına vurdukları, içinde ya yük ya da çocuk olan bir bohça ve kafalarına toka gibi kondurdukları melon şapka giyiyorlar. Büyük bir şehir olan La Paz'da gündelik turistik bir aktivite değil, hayatın parçası olan bu kıyafetler içindeki kadınları otelde, minibüste, bakkalda, kilisede, kısacası her yerde görmek mümkün.

Bolivyal__teyze.jpg
Bolivyalı bir teyze

Yukarıdan bakıldığında üst üste konulmuş tuğla yığınlarını andıran, sıvasız, gelişigüzel binalarla örülü La Paz'ın estetik bir şehir olduğunu söylemek zor. Aralara sıkışmış güzel mimarili binalar da, düzensizlik içinde yok olup gidiyor. Şehrin düzayak yegane caddesi olan Prado'nun ortasındaki birkaç ağaç dışında pek fazla yeşil alan görmek de mümkün değil. İşporta tezgahları, kamyondan bozma otobüsleri, koşuşturan yerli kadınları ile hoş bir seyirlik sunan sokaklarda, rakım yüzünden oksijeni zaten az olan havanın, egzoz dumanı ile iyice solunmaz hale gelmesi ve kaçınılmaz olan yokuşların bir süre sonra insanın iflahını kesmesi nedeni ile uzun süre ile dolaşmak imkansız olduğundan günlerimizin bir kısmını kafelerde (Özellikle Plaza Estudiante'deki Alexandra'da) ve müzelerde geçirdik.

La_Paz_da_.._ta__ma.jpg
Toplu taşıma
L_bnan_res..erirken.jpg
Lübnan restaurantında yoğurt hasretimizi giderirken

Kutsal olduğu düşünülen taştan heykellerin, büyü yapmakta ya da bozmakta kullanılan kurutulmuş lama fetusları ile birlikte çeşit çeşit otun satıldığı Cadı Pazarı'nda atılacak küçük bir turdan da anlaşılabileceği gibi And Dağları'na özgü binlerce yıllık inançlarını devam ettirip bu inançlarını Hristiyanlanlıkla harmanlayan Bolivya'lıların geleneklerini daha iyi anlayabilmek için iyi bir durak olan Etnografya ve Folklor Müzesi'nde seramik ve tekstil örneklerini görmek mümkün. Müzede, festivaller esnasında yoğun olarak kullanılan ve hepsi farklı bir işleve sahip maskelere ayrılmış bir salon ve La Paz'ın maske ustalarının iş yapışlarını anlatan videoları görebileceğiniz bir köşe de bulunuyor.

İlgimizi çeken diğer bir müze ise Bolivya'da neredeyse temel tüketim maddesi sayılabilecek koka bitkisi için kurulmuş Koka Müzesi'ydi. 25 kadar pano yardımı ile koka bitkisinin fiziksel özellikleri, yetiştirilme koşulları, toplum hayatındaki yeri, uyuşturu yapımında nasıl hammadde olarak kullanıldığı gibi konularda bilgi veriliyor. Bir dönem batılı nüfuz sahibi kişilerce beyinlerini uyuşturduğu için And Bölgesi'ndeki insanların geri kalmışlığının nedeni olarak gösterilen koka, yapılan araştırmalara göre akciğerlerin havadaki oksijeni daha iyi süzmesine yardımcı olduğu için kullanlara zindelik veriyor ve yerliler gibi ağızda çiğnemek yoluyla tüketildiğinde herhangi bir uyuşturucu etkisi bulunmuyor.

Her ne kadar Peru ya da Bolivya denince insanın aklına ilk olarak İnkalar gelse de, bu topraklarda 15. yüzyılda palazlanan İnkalardan çok daha öncesine ait medeniyet izleri görülebiliyor. La Paz'a yaklaşık bir buçuk saat mesafede yer alan Tiwanaku, milattan önce 1,000 yıllarında kurulmuş ve milattan sonra 1,000 yılına kadar hüküm sürmüş bir şehir devlet. Bugün sadece tapınakları gezilebilen kentin kıyısında Tiwanaku medeniyetinin normal tarıma göre yirmi kat daha fazla ürün almalarını sağlayan ve yükseltilmiş platformlarda, kontrollü tarım olarak özetlenebilecek sukakullo tekniğinin kullanıldığı tarlaları görmek mümkün.

Tiwanaku.jpg
Tiwanaku
Tiwanaku_da_Deniz.jpg
Tiwanaku'da Deniz

Gelelim La Paz'daki en heyecanlı günümüze: Ülkenin %40'ı dağlar, geri kalanı da Amazon ormanları kaplı olduğu için birçok merkezi birbirine bağlayan yollar asfalt değil, toprak. Bundan kısa süre öncesine kadar La Paz ile Yungas'ı birbirine bağlayan tek yol, “dünyanın en tehlikeli yolu” diye adlandırılan, kimi yerde tek arabanın bile geçmekte zorlanacağı şekilde dar, bir yanı uçurum, bir yanı dağlık bir toprak yolmuş. Düzenli olarak insanların öldüğü bu yolda yapılan dağ bisikleti turlarında da hayatını kaybedenler oluyormuş. Bugün ise açılan yeni yolun araç trafiğini tamamıyla kendi üstüne almasıyla, dünyanın en tehlikeli yolu neredeyse sadece bisikletçilere kalmış. 4,600 metre yükseklikte başlayan ve ilk 1 saati asfalt üzerinde gidilen 60 km'lik parkurda 5 saatte 3,500 metre alçalıp Coroico kasabasına varılıyor. Kısa bir bölüm dışında hep yokuş aşağı gidildiği için bacaklardan çok, taşlı yol nedeni ile kollar ve kâsenin yorulduğu yol boyunca iklimin ve bitki örtüsünün değişimini görmek insanı büyülüyor. Deli gibi hız yapıp, yamaçtan yuvarlanmadıkça hiç bir tehlikesi olmasa da adı ölüm yolu olarak kalmış bu yol bisiklete binmek için dünyanın en güzel yerlerinden biri olsa gerek...

Deniz_ve_B..yolunda.jpg
Deniz ve Barış ölüm yolunda
heyyyy.jpg
Heyyy

Barış Pala

Posted by acikbilet 20:09 Archived in Bolivia Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint