A Travellerspoint blog

Potosi

Nargilemin marpucu gümüştendir, gümüşten...

all seasons in one day 8 °C
View Seyahat & Peru - Bolivia on acikbilet's travel map.

Rivayete göre, İnka hükümdarı Huayna Capac 1462 yılında malum dağa gelir ve gökgürültüsünü andıran bir ses ona bu dağın değerli madenlerle dolu olduğunu, ama tanrıların bu zenginlikleri onun için değil, uzaklardan gelecek başkaları için koyduğunu söyler. O da kendine yasaklanan bu zenginliklerin çıkarılmasını yasaklar ve dağın adını Quechua dilinde gökgürültüsü anlamına gelen Ppotojsi koyar. İspanyolların Peru'yu ele geçirmesinden sonra, 1545 yılında dağda sürüsünü otlatan bir lama çobanı Diego Huallpa, lamalarından biri dağın öteki ucuna kaçtığı ve onu yakalamaya çalışırken vakit çok geç olduğu için geceyi dağda geçirmek zorunda kalır. Sabah uyandığından soğuktan korunmak için yaktığı ateşin dağın yüzeyinde erimiş gümüş şeritlerinin belirmesine yol açtığını fark eden Diego olayı kardeşine anlatır. Bir süre birlikte dağın yüzeyindeki kayaları eritip gizlice gümüş elde eden kardeşler bir süre sonra sırlarını cüzzi bir para karşılığı İspanyollara satınca, hem And Dağları'nın, hem İspanya'nın hem de dünyanın gidişatını değiştirecek yağma dönemi başlar.

Arkada_Cer.._Potosi.jpg
Arkada "zengin dağ" ile Potosi

Yüzeydeki gümüş bitince, dağın içine girmeye başlayan maden sahipleri, İspanya Kraliyeti adına tam üç yüzyıl boyunca durmak bilmeden gümüş çıkartırlar. Çıkan gümüş, Potosi'ye akın eden İspanyollara öyle bir zenginlik getirir ki, şehrin dört bir yanı gösterişli kiliseler, manastırlarla donatılılır. Bir ara işçi bulma zorluğu, yüzeydeki damarlar tükendiğinden derinlere gitme gerekliği, çıkan madenin verimli işlememesi gibi nedenlerle düşen üretim, vali Francisco de Toledo'nun getirdiği düzenlemelerle tekrar yükselir ve İnka İmparatorluğu'nun işçi bulma yöntemi olan mita'nın* yürürlüğe konması ile nüfus 160,000'i aşar ve Potosi yenisiyle, eskisiyle dünyanın en kalabalık şehri haline gelir.

Dağ o kadar zengindir ki buradan çıkarılan gümüşler sayesinde İspanya altın çağını yaşar, paranın bolluğu nedeniyle Avrupa'da enflasyon başgösterir ve Avrupa ile Çin arasında ticaret artar.** İspanyollar için bir lütuf olan dağ, Kilise'nin keyif verici madde olduğu savıyla önce yasakladığı, enerji verip tahammül eşiğini ötelediği için madencilerin daha iyi (yani daha az gıda ve mola ile, daha uzun saatler) çalıştığı keşfedilince de yasağı kaldırdığı koka yaprağını çiğneyerek yer altına inen yerli halk için ise insan öğüten bir değirmendir adeta. Dağa çalışamaya giden her 10 erkekten 7'si memleketine geri dönemez. Tarihçiler zengin damarların tükendiği 19. yüzyıla kadar yaklaşık 9 milyon madencinin burada öldüğünü tahmin ediyor.

La_Modena_.._avlusu.jpg
La Moneda

Şehir içinde mutlaka gezilmesi gereken yerleden biri İspanya İmparatorluğu'nun Latin Amerika'daki üç darphanesinin en son inşa edileni olan La Moneda. Çok geniş bir alana yayılan yapının bir kısmı gümüşün arıtılması, dövülmesi ve sikkeye dönmesinin hikayesini anlatırken, bir kısmı da arkeolojik bulguları ve şehrin şaşalı dönemlerinde gümüşden yapılmış (heykeller, çantalar ve hatta lazımlıklar) eşyaları barındırıyor. Kolonyal dönemde yapılan resimlerden oluşan koleksiyonun sergilendiği salonda yer alan bir resim çok ilgi çekici: Büyük ihtimalle bir yerli olan ressam, Meryem'i Potosi-Cerro Rico (Zengin Dağ) olarak betimleyerek bu yörenin en büyük tanrılarından biri olan Pachamama'ya da gönderme yapmış. Gümüşün bulunmasının, kilisenin ve kralığın bu büyük zenginlik karşısındaki şükranının hikayesininde anlatıldığı resim Hıristiyanlık'la yerel inançların nasıl harmanlandığının güzel bir örneği.

Meryem_Ana_-_Pachamam.jpg
Meryem Ana - Pachamama

La Moneda Müzesi'nde gümüşle ilgili hemen hemen her şey sergilenirken madenin dağdan nasıl çıkarıldığına, madencilerin hayatına hiç değinilmediği için, merak edenler (ya da heyecan yaşamak isteyenler) benim gibi, bir çoğu kooperatifler tarafından işletilen onlarca madene düzenlenen turlardan birine katılabilir. Bu turların ilk durağı madencilere hediye almak için gidilen “madenci pazarı”. Koka yaprağı, gazoz, piyasada satılan sigaralardan çok daha sert, neredeyse işlenmemiş diyeceğim tütünün bildiğimiz A4 kağıda sarılmasıyla yapılan sigara, %96 saflıkta içilebilir alkol, çorap, eldiven ve dinamit (inanılmaz, ama isteyen herkes gidip pazardan yasal bir şekilde dinamit alabiliyor bu ülkede...) alınan hediyelerin başlıcaları. Daha sonra hemen şehrin arkasında yükselen dağın eteğindeki madenlerden birine gidiliyor. Bizim gittiğimiz madenin yaklaşık 2 km'lik bir ana galerisi vardı. Ray döşenmiş bu ana galeriye dikine açılan tünellerle ara galeriler oluşturan madenciler vardiyalar halinde çinko, kurşun, gümüş gibi madenlerin peşinde koşuyor. Tünellerin çok büyük kısmında taşıyıcı kalaslar bulunmuyor, derinlere gittikçe tozun da etkisiyle nefes almak zorlaşıyor. Neticede turistik bir gezi olduğu için madenin en tehlikesiz yerlerinde kısa bir tur atıp çıkarız diye beklerken rehberimiz bizi daracık deliklerden tahta merdivenlerle yerin 4 kat altına indirdi. Bazı yerlerde dizlerimizin üzerinde yürümemiz, hatta asfalt delme makinesine benzer bir makine ile yeni bir galeri açan kazı ekibinin yanına ulaşabilmek için sürünmemiz gerekti.

Madenciler_4.jpg
Madenci...

Neredeyse 3 saate varan yeraltı gezisini bitirmeden madenciler için çok önemli olan şeytanları, yani “El Tio”ları ziyaret ettik. Katolik Kilisesi dini yaymak için yerli halkı resimler aracılığıyla eğitmeye çalışırken cennet hep gökyüzünde, aydınlık bir yer olarak tasvir edildiğiden, yerli halk cennetin tam tersi karanlık ve korkunç bir yer olan madenlerin olsa olsa cehennem olacağını düşünüp yer üstünde tanrıya taparken, yer altına inince güvenliklerini sağlaması için -And Dağları'ndaki eski inançlarda da önemli yer tutan- şeytanları mutlu etmeye çalışmışlar. Bugün hala her madenin bir şeytan köşesi var. İşçilerin sürekli alkol ve koka hediye ettikleri, ağzında hep yanan bir sigara bulunan bu şeytanlara, madencilerin canına ihtiyaç duymamaları için yılın belli dönemlerinde lamalar kurban ediliyor.

Girmeden__..n_sonra.jpg
Madene girmeden önce ve madenden çıktıktan sonra

Madenin içindeyken bir korku hissetmemiş olmama rağmen, gece yatağa yattığımda gözümün önüne gelen yeraltına ait görüntüler bir o tarafa, bir bu tarafa dönmeme neden oldu. Sanırım bu ilk ve son maden ziyaretimdi...

Barış Pala

  • Bu sistem dahilinde Cusco'dan Kuzey Arjantin'e kadar olan coğrafya 16 bölgeye bölünür. Her bölge her sene çalışabilir durumdaki erkek nüfusunun yedide birini madenlere işçi olarak göndermek zorundadır.
  • * Üniversitede iktisat tarihi derslerini zevkle takkip ettiğim Şevket Pamuk ve Murat Çizakça'ya selam olsun.

Posted by acikbilet 21:29 Archived in Bolivia Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint