A Travellerspoint blog

Cuzco

İnka'yım, İnka'sın, İnka...

overcast 20 °C
View Seyahat & Peru - Bolivia on acikbilet's travel map.

Sucre'den Cuzco'ya ulaşmamız 28 saati buldu. Önce Sucre'den akşamüstü beşte kalkan bir La Paz otobüsüne atladık ve ertesi sabah yedi buçukta La Paz otogarına vardık. Vakit kaybetmeden saat sekiz buçukta hareket eden Cuzco otobüsüne bindik. El Alto'da hükümetin değişmesini isteyenler anayolu kapatıp gösteri yaptıkları için otobüs toprak yollara girmek zorunda kaldı ve normalde yarım saatte geçilmesi gereken bir mesafeyi kaybolmalar, derede kalmalar sonucu neredeyse üç saatte alabildi. Neyse ki yolun geri kalan kısmında bir sorun yoktu, sınırı geçip Puno'ya uğradıktan sonra gece dokuz sularında Cuzco'ya ulaştık.*

İnka İmparatorluğu'nun başketi olması ve Machu Picchu'ya yakınlığı nedeniyle Peru'nun en turistik kenti diyebileceğimiz Cuzco, estetik açıdan Peru'nun gördüğümüz en güzel kenti. İspanyollar şehri ele geçirdikten (ve hazineleri cebe indirdikten) sonra İnka yapılarındaki taşları kullanarak pek çok kamu binası ve kilise inşa etmişler. Bugün birçok eski binanın duvarlarının ilk bir-iki metrelik kısmını bu taşlar oluşturuyor. Şehrin hemen yerinde karşınıza çıkan meydanların en büyüğü (hemen hemen her Peru şehrindeki ana meydanla aynı adı taşıyan) Plaza de Armas'ın gündüz ayrı, gece ayrı bir havası var. Sürekli hediyelik eşya satıcıları, tur operatörleri, restaurant ve masaj salonu çığırtkanlarıyla mücadele etmeyi gerektirse de bu meydanda ve meydana açılan sokaklarda yürümek epey keyifli.

Plaza_de_Armas_2.jpg
Plaza de Armas

Sokakların turist kaynamasının en büyük nedeni olan Machu Picchu'ya biz de gitmek istediğimizden geldiğimizin ertesi günü Machu Picchu'ya tek gidiş yolu olan trene bilet alabilmek için bilet satış ofisine gittik. Treni işleten ve devlete ait olduğunu düşündüğümüz Peru Rail şirketi turistleri avucunun içine almış olmanın ve rekabet bulunmamasının verdiği rahatlıkla 4 saatlik bir yolculuk için 48 USD istiyor. Eğer “benim tuzum kuru, varsa daha aynalı bir tren, ben ona bineyim” diyorsanız size memnuyetle 70 küsur dolarlık başka bir bilet veriyorlar. Bizim istediğimiz tarihte Cuzco'dan hareket eden trene yer olmadığı için toplu taşıma ile ulaşılabilen son nokta olan Ollantaytambo'tan kalkan trene bilet aldık ve dönüşte bizi Cuzco'ya getirecek bilet ile birlikte iki kişi 182 USD verip ceplerimizi boşalttık.

Cuzco'dan Ollantaytambo'ya midibüsle gitmek mümkün olduğu gibi üç kuruş daha fazla verip dört kişiyi tamamlayınca kalkan taksi dolmuşla da gidilebiliyor. Sabah durağa gittiğimizde sadece bir yolcusu olan taksi şöförü eğer hemen kareket etmek istersek kişi başı 15 sol vermemiz gerektiğini ama bir kişi daha gelirse kişi başı 10 sole götüreceğine söylemişti. Bir ara yol üstündeki iki köy arası steyşın arabanın arkasına dört kişi daha alıp yolcu sayısını sekize çıkaran cingöz şöför, bizi alık sandığından inerken verdiğimiz 50 solün üzeri olarak 20 sol verip gazlamaya çalıştı, ama kan beynine sıçrayan Deniz karşı kaldırımda duran polisi gösterince, suratı bir kez olsun gülmeyen adam gıcıklık olsun diye arabadaki tüm madeni paraları kullanarak yaklaşık on beş parça da olsa geri kalan 10 solü verdi.

Bir_takside_8_karpuz.jpg
Bir takside sekiz karpuz

Ollantaytambo'dan hareket edip bir saat kırk dakika boyunca Urubamba Vadisi boyunca ilerledikten sonra vardığımız Machu Picchu Pueblo (nam-ı diğer Aguas Calientes) birbirinden vasat otel ve lokantalarının yanı sıra, plansız yapılaşmasıyla etrafındaki doğal güzelliklerle hiç uyuşmayan keyifsiz bir yer. Ertesi gün için antik kente giriş bileti alıp (yine bir “yuh” çekmeme neden olduğu için biletin 40 USD olduğunu belirtmek isterim) günü kitap okuyarak geçirdik. Gece başlayan yağmur ertesi gün için endişelenmemize neden olmuştu ama sabah kalktığımızda havanın önceki güne göre daha açık olduğu görüp rahatladık.

Machu_Picchu_3.jpg
Machu_Picchu_7.jpg
Machu Picchu

Dağın tepesinde yer alan kente ulaşmak için gidiş dönüş 14 USD verip kasabadaki yegane motorlu taşıt olan minibüslere binmek mümkün olsa da, biz yürümeyi tercih ettik. Kestirme olan ama soluk kesici derecede dik olan onyüzbinmilyon basamağı tırmanıp giriş kapısına varmamız iki buçuk saat aldı. Sabah çok erken kalkamadığımız ve yukarı çıkmamız da çok vakit aldığı için, Machu Picchu'yu dünyanın dört tarafından gelmiş yüzlerce turistle birlikte gezmek zorunda kaldık. Konutları, tapınakları ve tarım terasları ile başkent Cuzco'yu besleyen ana merkezlerden biri olan Machu Picchu, İnka döneminden günümüze kalan en iyi korunmuş kentlerden biri ve şehrin iki vadi arasında yükselen tepelerdeki konumu kalıntıları olduğu kadar kalıntılardan görülen manzarayı da etkileyici kılıyor.

Machu_Picchu_5.jpg
Machu Picchu

Kolombiya'ya gitmeden önce ülkenin kuzeyine çıkıp Trujillo ve Chiclayo'yu görme planımız, Cuzco'ya döndükten sonra gittiğimiz otobüs terminalinde ülkenin kuzeyindeki şehirlere direkt sefer olmadığını, haritada yakınmış gibi gözüken ve kuzeye çıkış öncesi mutlaka gitmemiz gereken Lima'nın bile 20 saat sürdüğünü öğrenmemizle cazibesini yitirince Cuzco'da birkaç gün daha kalmaya ve birikmiş blog yazılarını yazmaya karar verdik ve son iki günümüzü keşfettiğimiz kafelerde kendimizi besiye çekip yazı yazarak geçirdik.

Barış Pala

  • Bu noktada otobüste ön sıramızda oturan ve başından beri dikkatimizi çeken orta yaşlı Amerikalı turistin hal ve hareketlerine de değinmek isterim: Ağır aksanlı ve toplasak 100 kelimeyi geçmeyen İspanyolcası ile yanındaki diğer bir orta yaşlı ile sohbet ederken, toprak yollarda günümüzü kaybettiğimizi anlayınca, şoför ve muavin yolda gördükleri kişilere asfalta nasıl çıkacağımızı sorarken koltuğunda bir ileri bir geri sallanıp “vamos” (gidelim) diye bağırıyordu. Otobüs karşısına çıkan dere yatağından altı sürttüğü için geçemeyince, şoförlerin ortaya attığı dahiyane “dereye taş atıp yatağı doldurma” fikrinin peşine düşüp hem bize, hem de arkamızdan gelen aynı durumdaki diğer bir otobüsün yolcularına dereye taş atmaları için talimatlar yağdırdı. Taşların bir katkısı olmamış olsa da, otobüs altını sürte sürte karşıya geçtiğinde şoförler arkada saplanıp kalan otobüse yardımcı olmaya gidince, gene “vamos”lamaya başladı: “Adamım, bu bizim problemimiz değil, hadi gidelim artık!”

Posted by acikbilet 21:50 Archived in Peru Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Comments

Amcanın hastası oldum, kimbilir siz ne kadar sevmişinizdir :) Inkalara bizden selam söyledinizmi 2012 de Marduk gelecek mi diye sordunuz mu ?

by patakurt

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint