A Travellerspoint blog

Sucre

Bolivya'nın 'Akşehir'i

sunny 24 °C
View Seyahat & Peru - Bolivia on acikbilet's travel map.

Potosi'den Sucre'ye otobüsle gitmek mümkün, ama aynı hatta çalışan ve iki buçuk saat kadar süren bir mesafe olduğundan tıpkı Bostancı dolmuşu gibi dörde tamamlanınca kalkan taksiler var. Şehir merkezine kadar bıraktıklarını öğrendiğimizden bu taksilerin beklediği durağa gittik. Ön koltukta çocuğuyla birlikte genç bir kadın oturuyordu, çok geçmeden elinde kocaman bir bohçayla bir adam daha katıldı ve taksi kalkar kalkmaz derin bir uykuya daldı.

“Arapça mı konuşuyorsunuz?”, “Ülkeniz petrol zengini, değil mi?”, “Sizin memlekette develer var tabii”... Sarı çiçeklerle kaplı ovalar boyunca ilerlediğimiz yolun yarısı, aracın şoförü Juan'ın sorularını cevaplamakla geçti. Türkiye hakkında bildiğini düşündüğü her şeyin farklı olduğunu öğrenince, kafasında dünyanın tam olarak neresine yerleştireceğini bilemediği bu yer daha da belirsiz bir konum kazandı. Bir saat kadar ilerledikten sonra, herhangi bir kontrol olmayan ama kontrol noktasına benzeyen bir noktada durduk. Bir anda etrafımızı şeffaf plastik torbalar içinde haşlanmış yumurta, patates ve meyve suları satan kadınlar sardı ve arabanın kapılarını açarak ellerindeki torbaları bize doğru uzattılar. Yola devam ederken ikimiz hariç araçtaki herkesin elinde iki-üç torba vardı. Juan iki haşlanmış yumurta ve iki haşlanmış patatesi bir başka küçük torbadaki acı sosla birlikte ısıra ısıra yiyip yine şeffaf torbadan meyve suyunu içerek öğle yemeğini tamamladıktan sonra, keskin virajların olduğu bölüme ulaştığımızda enerji patlaması yaşamaya başladı ve artık konuşmayı bırakıp bizi uçurarak Sucre'ye ulaştırdı.

Sucre_sokaklar_.jpg
Sucre sokakları

2750 metreye indiğimiz için yol boyunca berelerimizi, eldivenlerimizi, yün çoraplarımızı, polar ceketlerimizi teker teker çıkardığımızdan, kaldırıma ayak bastığımızda tişörtle kalmıştık. Sucre'de, tıpkı adını telaffuz ettiğimde çağrıştırdığı gibi şeker gibi bir hava vardı. Sanki kışın ortasından güzel bir mayıs gününe ışınlanmış gibi bir anda keyfimiz de yerine gelmişti. Beyaza boyalı bir-iki katlı yapıların arasındaki sokaklardan yürüyerek kalacağımız otele ulaştık.

Oraya ulaştığımız günün akşamı, ana caddede bir “lezzet festivali” vardı. Hıdırellez zamanı Ahırkapı'da düzenlenen şenliği akla getirecek gibi yol boyunca dizilmiş standlardan elinizdeki biletle yiyecek alabiliyordunuz. Juan'dan Sucre'nin Bolivya'da chorizzo'suyla ünlü olduğunu duyduğumuzdan, sucuk-ekmeğe benzettiğimiz sandviçlerden ikişer tane yedik. Ertesi günün de “beleşe müze günü” olduğunu öğrenince, Sucre'nin bizim için hazırlandığını düşünmeden edemedik!

Lezzet_festivali_.jpg
Festival akşamı

Şu ana dek Bolivya'daki şehirlerde gördüğümüzden farklı olarak, yalnızca gringoların değil, şehir sakinlerinin de restaurantlara, kafelere gittiğini gözlemlediğimiz Potosi'den sonra ikinci şehir Sucre'ydi. Sucre'lilerin iyi yemek yemeye düşkün olduklarını da ayrıca fark ettik. Her sabah ilk iş salteňa salonlarına gidip etli ya da tavuklu “poğaça”lardan yiyor ve meyve suyu içiyorlar. Kahvaltı için bize ağır gelmesine rağmen biz de otelde verilen kahvaltıyı atlayıp soluğu iki yandaki salteňa salonunun begonvillerle kaplı avlusunda almaya başlamıştık. Hamur işini ayrıca çok sevdikleri çay salonlarından anlaşılıyordu. Estudiantes 50'deki Las Delicias Çay Salonu'nda keşfettiğimiz empanadas fritas con queso'lar puf böreği yiyormuşuz gibi hissetmemize neden oldu.

Avluda_sal..zlu_s_t.jpg
Avluda salteňa ve muzlu süt

ASUR, yani Güney And Dağları Antropolojistleri Topluluğu'nun yerlilerin dokuma sanatıyla ilgili kurduğu müze, özellikle Tarabuco ve Jalq'a bölgelerinde yaşayan dokumacıların eserlerini ve bu eserlerin nasıl bir kültürel ortamda meydana getirildiğini ele alıyor. Batıl inançlar kısmında yerlilerin tanrılarına adak adayarak yaptıkları büyüleri ve giysilerine hem yapım aşamasında hem de desen olarak bu inançların ve fantastik nesnelerin nasıl yansıdığını öğrenmek çok ilgi çekiciydi. Balkonda Jalq'a'lardan Balbina'yla sohbet ettik ve bize desenleri nasıl dokuduğunu gösterse de anlaması çok zor geldi, yanından hayran hayran kalktık.

Ne yazık ki baharımız kısa sürdü, çünkü yeniden yola düşüp 3000 metrenin üstüne çıkarak önce La Paz, sonra da Cuzco'ya geçtik ve eldivenle berelerimize bir kez daha iş düştü.

Deniz Koç

Posted by acikbilet 08:55 Archived in Bolivia Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Comments

benim favori turkiye sorularimdan biri, "siz cadirda mi yasiyorsunuz?" seklindedir (kamp cadiri degil, oba cadiri, kaddafi cadiri tabii), juan abi sormadiysa ayip etmis. ama belli ki salteñas ile gonlunuzu almayi bilmisler, helal olsun bolivyanlara! bu arada soforlerle boyle geyik cevirebiliyorsaniz ispanyolcaniz aslanlar seviyesine ulasmis demektir, helal dileklerimden siz de payinizi alasiniz!

kolombiya'nin aksehrini de en kisa zamanda bulup dunyaya ilan edeceginiz ani bekliyorum, bilesiniz.

by ei

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint