A Travellerspoint blog

Santiago de Chile

Şili: Sevilmeyen komşu

sunny 24 °C
View Seyahat & Chile on acikbilet's travel map.

Akşamüstü güneşiyle kızaran And Dağları’nın gölgesine yayılan Santiago’ya ulaştığımızda, nisan ayının sonlarına yaklaşmıştık ve Güney Amerika’da sonbahar başlangıcıydı. Yanlarında kalacağımız Gabriel ve Juan Carlos’un evine ulaştığımızda, Gabriel henüz işten dönmemişti, Juan Carlos’la sohbet etmeye başladık. Şili’nin adı geçti mi, Güney Amerika gittiğimiz bütün ülkelerde burada konuşulan İspanyolcaya dair mutlaka -genellikle kötüleyen- bir yorum duymuştuk. Kelimelerin yalnızca yarısını telaffuz ettiklerinden söylediklerini anlamanın çok zor olduğundan şikayet ediyorlardı (ayrıca Perulular, milli içkileri olarak gördükleri ‘pisco sour’u sahiplendiklerinden; Bolivyalılar, Atacama’yı işgal ederek onları denizden mahrum bıraktıklarından; Arjantinliler, Malvinas -ya da İngilizcesiyle Falkland- Adaları için Britanya’yla savaştıkları sırada düşmana istihbarat sızdırdıklarını düşündüklerinden Şili’ye karşı “önyargılı”ydılar. Olumsuz hiçbir yorum duymadığımız tek ülke Brezilya’ydı, bunu da ortak sınırları olmayışına yorduk). Juan Carlos İngilizce bilmiyordu, dolayısıyla bu yorumun doğruluğunu test etme şansı karşımıza çıkmıştı. Belki de İspanyolcayı çok iyi bilmediğimizden, hızlı oluşu dışında bir gariplik dikkatimizi çekmedi. Gabriel eve geldiğinde, her gün akşam yemeği yemek yerine yaptıklarını söyledikleri “akşam kahvaltısı”, yani “once”ye oturunca bu durumu ona danıştık, verdiği cevap şu oldu: “Doğru söylüyorlar, İspanyolcayı katlediyoruz!”

Gabriel__J.._Andres.jpg
Gabriel, Juan Carlos ve Juan Carlos'un yeğeni Andres'le "once"

Santiago_de_Chile.jpg
Pusun dağları örttüğü şanssız bir günde Santiago

Arjantin’i gezerken iki defa Şili’ye birkaç saatlik mesafeye kadar yaklaşıp da daha sonrası için biletimiz olduğundan girmemiştik. Buraya gelince de tekrar Patagonya’ya inmemiz, güneye neredeyse kara kış geldiğinden mümkün olmadı. O nedenle Santiago’da iki gün kalmaya karar verdik. Ekşi Sözlük’e baktığımda yazarlardan birinin bu şehirde tek bir müze bile olmadığından söz ettiğini gördüğümü hatırlıyorum. Ancak, hem Güney Amerika hem de Orta Amerika’da koloni dönemi öncesi yaşamış medeniyetlere ait eserlerin sergilendiği en büyük ve kapsamlı müzelerden birini Santiago de Chile’de gezdik. İspanyollar şehirleri belirli kurallar gözeterek bir ana meydanın etrafına kurduklarından, bu şehirler şu an her ne kadar büyük olsa da hareket etmek kolay oluyor. Dolayısıyla ilk gün merak ettiğimiz üç müzeyi dolaşabildik, ikinci gün ise Mercado Central, yani şehrin sabit pazarında deniz ürünü yedik, sonra da Şili dendiğinde akla ilk gelen kişilerden biri olan Pablo Neruda’nın evini ziyaret ettik.

Santiago_d..Central.jpg
Mercado Central'de bira ve balık ve patates püresi!!

Şili seyahatimizde bize, kısır politikaları, diktatörleri, despot politikacıları, edebiyat dünyasında dokunulmazlık kazanmış kişileri hicveden, “damardan gerçekçilik” akımının kurucusu Roberto Bolaño’nun Nocturno de Chile (By Night in Chile) kitabıyla eşlik etmesini istiyordum. Santiago’daki kitapçıların İngilizce kitap açısından yalnızca çok-satarlarla sınırlı olduğunu fark edip istediğim kitabı bulduğum yerde de üstündeki fiyatın 60 "dolares"çik olduğunu görünce, bu hayal kırıklığını Bolaño’nun Pinochet döneminde yakasını işkenceden zorla kurtarıp kaçtığı ve bir süre yaşadığı Mexico City’de telafi etmeye karar verdim (ki bu satırları yazarken Meksika’dayım ve kitabı bitirmek üzereyim). Çocukluğundan itibaren eşikte yaşayan, her türlü iktidarı sorguladığı için dışlanan (ki bundan şikayetçi olduğunu zannetmiyorum) Bolaño’nun kitabını okumayı erteleyip Şili’deki zamanımızı, her ne kadar “ağır”lığından dolayı öyle olacağı umulmasa da hayatını (bize ilk evini dolaştıran akrabasının tabirini kullanıyorum) bir “rock yıldızı” kadar popüler yaşayan Pablo Neruda’nın evlerini gezerek geçirdik.

La_Chascon..a_odas_.jpg
Pablo Neruda'nın La Chascona'daki çalışma odası. Fotoğrafta görülen akrabasının inisiyatifini kullanarak verdiği izin sonucu kaçamak birer fotoğraf çekebildik.

Neruda’nın (ve sonuncusu haricinde adları neredeyse hiç zikredilmeyen üç karısının) yaşadığı üç ev de müzeye dönüştürülmüş. Santiago de Chile’deki evi La Chascona, gerçekleştikten üç gün sonra öldüğü darbeyle birlikte dağıtıldığından hayat boyu biriktirdiği koleksiyonlarının bir kısmı şu an yok. Koleksiyon deyince akla tablo, heykel gibi sanat eserleri geliyor, ama Neruda’nın hayatı tabak çanak, renkli camdan yapılmış bardak ve şişeler, deniz kabukları ve daha başka birçok ufak tefek nesne biriktirmekle geçmiş. Bu evde neredeyse hiç kitap olmayışının nedeni de talan edilmiş olması. Kitaplığı şu an başka bir bölümde araştırmacılar için açık. La Isla Negra ve Valparaiso’dakiler de dahil, bu evlerin hepsi gemiyi andıracak şekilde tasarlanmış. Yüzmeyi bilmeyen, korkudan asla denize açılmamış olan Neruda’nın deniz takıntısını daracık koridorlarda, pencere görevi gören lombozlarda, güverte şeklindeki balkonlarda ve kaptan köşkünü andıran çalışma odalarında fark edebiliyorsunuz.

La_Isla_Negra.jpg
La Isla Negra'daki evin bahçesi
Soldaki fotoğraf: Neruda'nın inancına göre, denize açılmadan yelken açmak mümkün:
Yanına içkisini ve arkadaşlarını alarak bahçede duran tekneye binmesi yeterli oluyormuş.
Sağ üst: Neruda, evdeki barın tavanına ölen her arkadaşının ismini yazarmış.
Fotoğrafta Nazım Hikmet'in adı görünüyor.
Sağ alt: Evin manzarası

Sonbahar mevsimi gelmiş olmasına rağmen henüz havanın soğumadığı Santiago şehrinden ayrılarak Pasifik kıyısına çıktık. Okyanustan esen soğuk meltemi arkamıza alarak Valparaiso’ya doğru ilerledik.

Deniz Koç

Posted by acikbilet 16:39 Archived in Chile Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUponRedditDel.icio.usIloho

Table of contents

Comments

Hello Deniz and Baris!! I found a Turkish-English translator that I think it works... well, that's how it looks, so I am copying and pasting your entries, so I get to understand a little bit of what you write. I also liked a lot Santiago de Chile, it reminded me a bit of Mexico City because of all the pollution in the air! Warm regards from Mexico City!

by rousita

Yaşasınnn. Amerika gezisi bitti bizde size kavuştuk. Yine yazılarınızı büyük bir keyifle okuyacağız.

by seldatosya

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint