A Travellerspoint blog

Mexico City

Latin Amerika'ya Dönüş

semi-overcast 23 °C
View Seyahat & Mexico & Central America on acikbilet's travel map.

“Madem ki Tenoxtitlan bu kadar ihtişamlı ve meşhur bir yer, biz de buraya yerleşmeye karar verdik. Nasıl ki geçmişte başkent buymuş ve bütün bölgenin baştacı burasıymış, bundan böyle de öyle olmaya devam edecek.” Bugün olduğu gibi geçmişte de dünyanın en büyük ve kalabalık şehirlerinden biri olan Tenoxtitlan, yani Mexico City için fatihi Hernán Cortés bunları söylemiş. Birleşmiş Milletler'ce dünyanın nüfus açısından en büyük üçüncü şehri ilan ettiği başkente ulaştığımızda henüz öğlen olmamıştı. Havaalanından Meksikalı arkadaşımız Roselena'nın evine taksiyle ulaşmamız yaklaşık 45 dakika sürdü, ancak pazar günü olması nedeniyle şehir ölüydü. Yolda gördüğümüz araçlar, trafik işaretleri ve kuralları, ABD'de geçirdiğimiz iki ayın ardından gözümüze çok tanıdık geldi. Ne var ki, araçlar iyice eskimiş, yollar da yeni yapılmış olduğu anlaşılsa da iptidai görünüyordu.

mexico_city_sokaklar_.jpg
Mexico City

O gün tatil olduğundan Roselena'nın bizimle geçirebileceği boş vakti vardı ve fazla evde durmadan merkeze gitmek için metro durağına yollandık. Mexico City çok geniş bir alana yayılmış olsa da, anlaşılan, en azından merkezleri birbirine bağlayan kullanışlı bir metro ağına sahip. Dar vagonlara bindiğimizde dikkatimizi çeken, etrafımızdaki herkesin yerli olmasıydı. Mexico City'nin diğer şehirlere göre daha melez olacağını düşünmekle yanıldığımızı fark ettik. Bütün reklam panolarında, televizyonda ve ilanlarda sunulan Meksikalı imajı, beyaz dünyaya imrenen bütün gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, steril ve genel kabul görmüş güzellik standartlarına uyan yüzlerden oluşuyordu.

museo_de_bellas_artes.jpg
Museo de Bellas Artes

Ana meydan, yani Zócalo'ya gidip biraz yürüdükten sonra, dünyanın en zengin üçüncü insanı sıfatını elde ederek Meksikalıların göğsünü kabartan Carlos Slim'in sahibi olduğu Sanborns kafe zincirinin en bilinen şubesi Casa de los Azulejos'ta gerçek Meksika mutfağıyla bir ön tanışma gerçekleştirdik. Çikolata, susam, acı biber ve baharatlardan oluşan siyah renkte “mole poblana” soslu “enchilada” giriş için seçtiğim yemekti.

Eve dönerken, metro istasyonunda birçok gencin yanımızdan elinde küçük İsa heykelcikleriyle geçtiğini fark ettik. Roselena'nın da neden böyle olduğu hakkında en ufak bir fikri olmayınca, yanında boyu kadar bir İsa'yla gezen bir oğlana sorduk. Bize tuttuğunun İsa değil, Yahuda olduğunu söyledi. O gün kiliseye gidip o heykelcikle dua ederlerse başarı getireceğine inanıyorlarmış. Neden Yahuda ile dua etmeye gittiklerini sorduk, “Bilmiyorum, öyle işte,” dedi.

yahova_l__gen_.jpg
Yahuda heykelciğiyle Meksikalı genç

Roselena, bir sonraki hafta sonu ara seçimler olacağından söz etti. Artık kimse politikacılardan medet ummadığından, “solmuş umut” adlı bir hareketin başladığını ve bu duruma karşı çıktığını göstermek isteyen insanların oy pusulasını tamamen çizerek hareketin adını yazacağını anlattı. Böylece istatistiklere yansıyacak bir protesto gerçekleştirme umutlarının olduğunu söyledi. O hafta sonu biz Oaxaca'daydık ve sonuçlara göre kuruluşunun ardından kesintisiz 70 yıl iktidarda kalan, adı yolsuzluk ve katliamlarla anılan PRI (Partido Revolucionario Institucional) 1997'de kaybettiği Kongre çoğunluğunu 12 yıl sonra tekrar elde etti.

Mexico City'de kaldığımız zamanı, bölgenin en büyük arkeolojik alanı Teotihuacan, tarihi merkezdeki Paseo de la Reforma ve Zócalo ile Coyoacán arasında koşturarak geçirdik. Sürrealizm akımının önde gelen ressamlarından Frida Kahlo'nun ve devrim sonrası Meksika'yı yansıtan Marksist karakterli duvar resimleriyle Diego Rivera, David Siquieros ve José Orozco'nun eserleri şehrin müzelerine yayılmış durumdaydı. Modern Sanatlar Müzesi'nde yer alan Meksika'daki hapishanelerle ilgili bir sergiyse, özellikle Roberto Hernandez'in El Tunel belgeseliyle zihnimize kazındı.* Meksika adalet sisteminin insan haklarını nasıl mütemadiyen ihlal ettiğini gözler önüne seren belgesel, masum olduğu halde parmaklıkların arkasına atılan ve masumiyetini kanıtlama şansı dahi bulunmayan insanların sesini duyurma amacını taşıyor.

diego_rivera_mural.jpg
Diego Rivera'dan bir duvar resmi detayı

Mexico City'yi etraflıca gezmek için çok daha uzun bir zamana ihtiyacımızın olduğunu biliyorduk, ama artık yola devam etmemiz gerekiyordu. Roselena'yla vedalaşarak Oaxaca otobüsünün yolunu tuttuk.

Deniz Koç

  • Belgeselin bir dakikalık tanıtımını buradan seyedebilirsiniz, İngilizce altyazılı: http://www.youtube.com/watch?v=8zTn9Pt3JY0 (tabii youtube çalışıyorsa!)

Posted by acikbilet 17:00 Archived in Mexico Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Comments

Bu çok kısa olmuş , Kestirmeden gitmişsin biraz daha detaylı anlatamazmısınız meksikayı ??

by seldatosya

okumaya doyamıyorum napıyım :)))))

by seldatosya

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint