A Travellerspoint blog

San Juan Chamula

Melez bir dünya

sunny 24 °C
View Seyahat & Mexico & Central America on acikbilet's travel map.

chamula_07..9_d__3_.jpg
Chamula'nın kilisesi

Beyaza boyalı, kapı kemerindeki basit çiçek motiflerinden başka cephesinde incelikli hiçbir işleme olmayan kilise, bu yoksul şehirdeki en büyük yapı olarak, olduğundan da büyük görünerek parlak güneşin altında göz kamaştırıyor. Taşla kaplı avluda, bir haç ve hacın yanı başında aynı boyda bir çam fidanı dikili. Gıcırdayan ahşap kapıdan geçilerek ince, uzun bir koridoru andıran mekana giriliyor. Loş mekan yer yer yoğunlaşan dumanla, zeminse öbek öbek çam iğnesi ve cam gazoz şişeleriyle kaplı. Çam iğnelerinden tepelerin arasına ince, kalın, kısa, uzun mumlar dikilmiş. Mumların başında aileler, yanlarında şifacılarla çam iğnelerinin üzerinde bağdaş kurarak oturmuşlar. Tek başına gelenler de var. Herkes Maya dilinde mırıldanarak yanında getirdiği mumları yananların yanına ekliyor; zaman zaman kimileri düdüğe benzer bir alete üfleyerek ses çıkarıyor. Mırıltıların arasından, adımlarımızı çam iğneleri ve mumların üstünden aşırarak ilerliyoruz. Duvarların iki yanına, içinde dev aziz bibloları olan cam kapaklı dolaplar yaslanmış. Dolap kapaklarının önüne dizilen ahşap masalarda da mumlar yanıyor. Yüksek tavandan dolaplara doğru uzanan çiçekli perde kumaşından şeritler, mekanı küçültüp sesleri yumuşatıyor. Dolaplar, masalar ve kumaş şeritleri, öbür uca kadar devam ediyor. Giriş kapısının tam karşısındaki duvarın önünde duran en büyük camlı dolaptaysa, Juan Bautista, yani Yahya peygamberin biblosu var, İsa'yı göremiyoruz.

Uzun mekanı ikiye bölen basamaklara oturup etrafı incelemeye başlıyorum. Yanlarında canlı tavuk getirmiş insanlar gözüme ilişiyor. Üç kişilik çocuklu bir aile, şifacı olduğunu düşündüğüm bir adamla mumların etrafına oturmuş. Çocuğun elinde gazoz, adamın elinde canlı tavuk duruyor. Adam tavuğu çocuğun üstüne sürterek, gözleri yerde bir noktaya bakarken Maya dilinde bir şeyler söylüyor ve tavuğu bir ritüel havasında yavaş yavaş zemine doğru indirerek boynunu baş ve işaret parmakları arasında sıkmaya başlıyor. İlk başta hareketsiz duran tavuk çırpınarak kanatlarını açmaya çalışıyor, adamın parmakları daha güçlü bastırıyor. Çocuk gazozunu içmeye devam ediyor, arada pipetiyle oynuyor. Tavuğun gözleri ters dönüyor, boynundan aşağısı cansız zemine yığılıyor.

San Cristobal de las Casas'a 15 dakika uzaklıkta, Mayalar'dan Tzotzil halkının yaşadığı San Juan Chamula'da ne tam olarak yerel bir din pratiği var ne de yaşayanların tam olarak Hıristiyan oldukları söylenebilir. Kolonileştirilmiş topraklarda seyahat ettiğimiz süre boyunca, yerlilerin* kolonicilerin dayattığı dini kabul ederken aslında eski inanışlarındaki imgelerini de yeni dine taşıdıklarını birçok yerde gördük. Fetheden taraf açısından Hıristiyanlığı yaymak, -topraklarındaki zenginliklerden ve işgüçlerinden faydalandıkları- “vahşi”lere medeniyet götürmek anlamına geldiğinden, daima kolonileşmeyi makul göstermek için kullanılan bir mazeretti. .

Yerlilerin neden tamamen Hıristiyan olmadıkları ya da sadece kendi inanışlarını sürdürmek için direnmedikleri ile ilgili olarak, edebiyat kuramı üzerine yazdığı eserlerden tanıdığım Tzvetan Todorov'un The Conquest of America – The Question of the Other (Amerika'nın Fethi – ve Öteki Meselesi) kitabını okurken gözüme çarpan bir yeri aktarmak istedim. Aktardığım sayfalarda, İspanyolların kendi dinlerini dayatması üzerine Aztek hükümdarı Montezuma'nın Hıristiyan tanrısını kendi panteonlarıyla bütünleştirme teklifi konu ediliyor. “Fethin ardından, yerliler Hıristiyan tanrısını diğer ilahlarla beraber kendi panteonlarının bir parçası haline getirme çabasına girer. [Azteklerin] sayısız ilahının bulunması, gözle görülmez ve elle tutulmaz bir tanrıya farklı isimler atfediliyor oluşundan başka bir şey değildir. Ancak tanrının bu kadar çok isme ve imgeye sahip olması, doğal dünyada kendini gösterme biçimlerinin ve bu dünyayla olan her bir ilişkisinin temsil edilmesinden ileri gelir; tanrının farklı işlevleri birçok farklı karaktere bölüştürülmüş durumdadır.” Ancak Cortés buna karşı çıkar, çünkü Hıristiyanlık evrensel olmanın peşindedir. Pagan dinlerin bakışıyla ilgili bir ipucunuysa, bu örnekte olduğu gibi Chamula'da görebiliyoruz.

Deniz Koç

  • Burada “yerli” terimi, İngilizcedeki “indigenous” teriminin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bu terimle İspanyolların gelişinden önce Orta ve Güney Amerika'da yaşamakta olan ve İspanyolların gelmesinden sonra köleleştirilen, daha sonra bağımsızlık hareketleriyle özgürleşse de genel olarak toplumlarda en yoksul tabakayı oluşturan ve yine genel olarak beyazlardan ya da beyazlarla karışmış haldeki mestizolardan izole yaşamakta olan halklar kastedilmektedir.

Posted by acikbilet 17:15 Archived in Mexico Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Comments

harika bir sebepten dolayi cok sevdigim seyahate ara verdigim su gunlerde,bu blog ilac gibi geldi.
yolunuz acik olsun,takipteyim artik:)
sevgiler,betil (ve kucaginda aylin)

by betilbxl

sanırım Kübaya gittiniz, yazı gelmediğine göre? :)bakalım ne diyecksiniz, merakla bekliyorum!

by akkiriba

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint