A Travellerspoint blog

Caye Caulker ve Mercan Resifleri

Belize

rain 28 °C
View Seyahat & Mexico & Central America on acikbilet's travel map.

İsmi Britanya Hondurası'yken, 1981'de bağımsızlığını ilan eden Belize'nin mottosu: “Sub Umbra Floreo”, yani milli simgeleri siyah orkideye atfen “Gölgede Palazlanırım Ben”. 1600'lerin ortalarından birkaç onyıl öncesine dek Britanya Krallığı'nın gölgesinde var olan; Guatemala'nın üstünde hak iddia ettiği ülkenin en büyük şehri Belize City'ye, Chetumal'den sonra uzaya uzaya 6 saate çıkan bir otobüs yolculuğuyla ulaştık. Belize City'nin ot bürümüş, delik asfaltlı sokaklarında ilerlerken, buranın şehirden ziyade büyükçe bir kasabaya benzediğini düşündük; pek palazlanmış gibi görünmüyordu.

caye_caulk..r_ve_ay.jpg
Caye Caulker'a gece inerken

Caye Caulker'a giden son tekneye zar zor yetiştik. Kıyafetlerinden işten döndüğü anlaşılan Belizeliler ve tatile gelmiş yabancılarla tamamen dolan tekne, 45 dakika sonunda adaya yanaşırken hava kararmaya başlamıştı. Bir ucundan diğer ucu birkaç yüz metre olan adanın üç toprak yolu var: Ön Sokak (iskelenin olduğu taraf), Orta Sokak ve Arka Sokak. Eskiden daha büyük bir adaymış, ne var ki bir kasırga adanın uç kısmını ayırmış, bu üç sokak da orada sonlanıyor. Dolayısıyla, iki dakika içinde kalacak bir pansiyon bulabildik. Gece bastırdıkça odadaki rutubet kokusu da yoğunlaşmaya başladı. Bu kadar minik bir adada rutubetsiz bir yerde kalmak imkansız olmalı, biz de aldırmamaya gayret ederek yemek için dışarı çıktık. Caye Caulker'ın ıstakozuyla meşhur olduğunu, hatta sezon açıldığında burada Istakoz Festivali yapıldığını duymuştuk. Belize'nin birası Belikin eşliğinde, ilk defa burada, hem de sarmısak ve tereyağıyla mangalda pişmiş ıstakoz yemiş olduk; masanın altından sivrisinekler de bacaklarımızı yedi.

caye_caulker_karakolu.jpg
Barış, Ön Sokak'tan denize bakarken
Arkasında görülen karakolda, mariuhananın kesinlikle yasak olduğu, aksini söyleyenlere kanmamamız gerektiğine dair bir uyarı asılıydı

Belize açıklarındaki mercan bariyerinin yakınındaki adalardan biri olduğu için, Caye Caulker'a şnorkelle dalma amacıyla gitmiştik. Ertesi sabah karanlık bir gökyüzüyle karşılaştık. Ufka baktığımızda, açık denizin üstünde fırtınalar koptuğunu görebiliyorduk. İnanılmayacak kadar kısa bir süre içinde rüzgar ve yağmur adayı da altına aldı. Yağmurlu sezon olduğu için, öğleye kadar yağacağını, sonra durulacağını öğrendik. Öğleyin bindiğimiz teknede, 13-14 yaşlarındaki yirmi kızdan ve iki “mürebbiye”den oluşan Britanyalı bir okul grubu ve ikimiz vardık. Adadan açılıp açık denizin şiddetli dalgalarının kırıldığı bariyerin iç kısmında dört farklı alanda deniz altındaki yaşamı gözlemledik. Bulutların yer değiştirerek güneş ışıklarını farklılaştırmasıyla ayrı ayrı renkler yansıtan mercan kayalıklarının arasında, dip akıntılarının etkisiyle salınan yelpaze şeklinde mor-pembe canlılar, canlı renklerle beneklenmiş ya da çizgilenmiş büyük-küçük balık sürüleri etrafımızda geziniyor, biz yaklaşınca buldukları oyuklara saklanıyorlardı. Altımızdan kimi leopar desenli dev vatozlar geçiyor, kanatlarıyla kumları kaldıra kaldıra kendilerini gömüp gizliyorlardı. Teknenin kaptanı Leon, buralarda hemşire köpekbalığı türünün bulunduğunu, tehlikeli olmadıklarını söyledi. Genç kızlar göremediğimiz için hayal kırıklığına uğradı, ama ben karşıma çıkmadıkları için şanslı hissettim o an. (Şu an keşke çıksaymış diyorum, ama tuzum kuru tabii ki.)

caye_caulk..f_rt_na.jpg
Fırtına yaklaşıyor
mercan_res..ulutlar.jpg
Mercan bariyerine çarpan dalgalar, ufukta beyaz bir çizgi olarak görünüyor

Belize'deki son gecemizde odanın önündeki verandada denize karşı otururken yanımıza Leon geldi, biraz sohbet etme fırsatı bulduk. Teknedeyken, denizi temiz tutma konusunda çok hassas olduğunu fark etmiş ve denizaltında bize gösterdiği her canlıya neredeyse saygıyla baktığını düşünmüştük. Bize resiften ve ekosistemin dengesini korumanın hayatiliğinden söz etti. Adanın etrafını kaplayan kara yosunların denizi temizlediğini de ondan öğrendik. Yosunları çirkin göründüğü için söküp burayı beyaz kumlu tropik bir plaja dönüştürmemiş olmaları, adada aynı şekilde başka bilinçli insanların da olduğunu düşündürttü.

caye_caulk..osunlar.jpg
Ada kıyısını tutmuş yosunlar

Güney ve Orta Amerika'da egemen olan İspanyolca, bu minik ülkede yerini İngilizceye bıraktığından, Leon'la anlaştığımız dil de İngilizceydi. Fakat, sömürgecilerin Belize'ye getirdikleri köleler, İngilizceyi Afrika dilleriyle harmanlayarak neredeyse yeni bir dili, Kriol dilini yarattıklarından, konuştuğumuz herkes gibi o da bizimle sadeleştirilmiş, normal bir İngilizceyle konuşuyordu. Nikaragua'nın Atlantik kıyısındaki Bluefields'da ve burada konuşulan Kriol, tınısı yabancı bir dil. Bu ülkelerdeki bazı edebi çevrelerce İngilizce yerine Kriol dilini tercih etmek politik açıdan da önemli, kimliklerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyorlar çünkü. Eğer merak doğurduysa, bir-iki cümleyle aradaki farkla ilgili -ya da belki benzerlik demek daha doğru- örnek verebilirim: “Aarrayt?” (selamlaşmak için) “Da buk da fu mii” (That's my book/Bu benim kitabım) veya “We yu di du?” (What are you doing?/Ne yapıyorsun?).

gimme_dalla.jpg
"Gimme Dalla!": Kriol dünyasına hoş geldiniz. Bu adada iki gün bile bütçenizde delik açmaya yeter.

Belize'de daha uzun kalmayı isteyebilirdik, ne var ki sınırdaki polisin bir-iki günlük vizeyi uygun görmesi sonucu, ertesi sabah toparlanıp Guatemala'ya doğru yola çıkarak Leon'u, vatozları, hemşire köpekbalıklarını ve mercan resiflerini geride bıraktık.

caye_caulk..ayr_l__.jpg
Caye Caulker'a veda

Deniz Koç

Posted by acikbilet 09:18 Archived in Belize Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Comments

yazıları ilgiyle okuyorum...

muhteşem resimler...

by goksel

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint