A Travellerspoint blog

Vecd içinde bir ülke

El Salvador

sunny 28 °C
View Seyahat & Mexico & Central America on acikbilet's travel map.

Guatemala City'nin merkezinde, geniş şemsiyeler ve seyyar mangallardan tüten dumanın altında kalan sokak satıcılarının tezgahlarını aşarak otobüs firmasının terminaline girdik. Firma adının yazdığı bir tabela olmasa da, otobüsü garajın içine sanki gizler gibi yerleştirip perdelerini de sıkı sıkı kapamış olsalar da, bilet satanlar otobüsün El Salvador'a gittiğini doğruladılar. Bu defa Bluebird'de değil, eski bir Greyhound otobüsündeydik. Yeşil dağların etrafını dolaşan ve zengin banliyölerin bahçe kapılarının önünden dolaşan otobanı geçtikten sonra giderek daralan yolda ilerleyerek yaklaşık iki saat sonra sınıra ulaştık.

Guatemala'dan çıkıp da El Salvador kısmına geçtiğimizde, otobüs durur durmaz içeriye sınır polisleriyle birlikte “pupusa” (1) satıcıları doluştu. Yerli nüfusunun yoğun olduğu Meksika ve Guatemala'dan sonra, gördüğümüz insanlar Avrupai yüz hatlarıyla ilgi çekiciydi. Kolonileşme süresince en ezilen halk yerlilerken, bağımsızlığın ardından da katliamlarla sayıları daha da azaldığı için diğer ülkelerdeki nüfus yoğunluğuna burada rastlanamıyordu.

Polisler işlerini hemen bitirdiği için çok geçmeden yola devam edeceğimizi sanmakla hata ettiğimizi anladık, çünkü görünüşe bakılırsa yolculardan birinin bavulu dolar banknotlarıyla doluydu. Diğer yolcularla birlikte, sıcaktan giderek kızan beton banka dizilmiş oturuyorduk. Kadınlardan biri, gidip gelip haber taşıyor, hanım arkadaşlarıyla durumu değerlendiriyordu: “Kozmetik de çıkmış çantasından!”, “Görüyor musunuz, kaldık mı şimdi burada!”, “E bizim ne suçumuz var peki?”... Dört saat kadar bekledikten sonra, bavul sahibiyle birlikte yeniden bindiğimiz otobüs yola devam etti.

Santa Ana'ya ulaştığımızda henüz güneş batmamıştı, bütün sokaklar canlıydı. İkinci kattan eski eşya yığılmış avluya bakan odamızda isteyebileceğimiz her şey mevcuttu: vantilatör, rutubet kokmayan bir banyo ve temiz çarşaflar. Gece iyi bir uyku çekebilecek olmanın mutluluğuyla yemek yemeye çıktık. Hava karardığı için, az önceki kalabalık bir anda yok olmuştu. Gördüğümüz ilk açık lokantada peynirli pupusa yiyip odaya döndük. Yattığımızda gece sessizliği vardı, ancak geç saatte yan odada kalan adam bağıra bağıra incil okumaya başladı. Zaman zaman uyanıyor, sonra tekrar dalıyorduk. Komşumuz, vecd içinde sabahı etti.

pinatalar.jpg
El Salvador sokaklarında bir piñata satıcısı. Piñata, çocuklara doğum günlerinde alınan, içi şekerlemeyle dolu bir kukla çeşidi. Yükseğe asılıyor ve çocuklar ellerindeki sopayla vurarak parçalayıp içindeki şekerlemeleri boşaltmaya çalışıyorlar.

Güney ve Orta Amerika'daki bütün fakir ülkelerde din çok önem taşıyor, ama El Salvador'da gündelik hayata etkisini daha net gözlemlemek mümkün. Santa Ana'dan San Salvador'a gitmek için bindiğimiz Bluebird'de salsa kisvesi altında ilahiler çalıyordu örneğin, solist zaman zaman haleluyalarla kendinden geçiyordu. San Salvador'da yerleştiğimiz otel odasındaki televizyonda dini ağırlıklı üç-dört kanal mevcuttu ve İspanyolca-İngilizce yayın yapan bir kanalda gün boyu rahiplerin vaaz verişinin ardından sahneye çıkarak titremelerle kendinden geçen ve artık ayakta duramayarak kaskatı yere düşen insanlar canlı yayında gösteriliyordu. Pazar sabahına denk gelen bir gün ise, bir Iggy Pop parçasıyla uyandık. İspanyolca seslendirilen şarkının sözleri çevrilmemiş, İsa aşkını ifade edecek şekilde yeniden yazılmıştı. Rahip, gitar ve davul eşliğinde rock parçaları söylüyor, esrime halindeki ahali de nakarat bölümlerinde sahnedeki gruba eşlik ediyordu. Dışarı çıkıp yürümeye başladığımızda, her sokaktan ayrı keskin gitar riff'leri ve çığlıklar geliyordu.

Sakinleri için bir alışveriş mabedi olduğunu keşfettiğimiz San Salvador'un yeni genişleyen kısmı birbirine otoparklarla bağlanarak devam eden onlarca büyük ve modern alışveriş merkeziyle dolu. Şehrin eski merkeziyse daha az gelirli sakinlerin geldiği bir açıkhava pazarına dönüşmüş gibi. Dev katedral pabucunu sokak aralarındaki eğlenceli kiliselere kaptırmış görünüyor.

san_salvad..tedrali.jpg
San Salvador'un Metropolitan Katedrali

San Salvador'un ardından, bir geceyi Honduras yolu üstündeki San Miguel'de geçirdik. Bu küçük şehre ulaştığımızda yine akşam olmak üzereydi. Hava karardıkça boşalan ve ıssızlaşan, her köşesinde çok kötü durumda olduğu belli olan bir evsizin ya da sarhoşun yattığı sokaklarda açık “comedor” bulamadık ve ayaküstü bir şeyler atıştırarak sigara kokan odaya geri döndük, sabah da ilk otobüsle bu tekinsiz şehri terk ederek sınıra gittik.

Deniz Koç

(1) Pupusa, mısır ya da pirinç unundan bir hamur topunun içine malzeme konup avuç içinde düzleştirilmesi ve sac üstünde kızartılmasıyla yapılan, El Salvador'a özgü bir yemek.

Posted by acikbilet 04:42 Archived in El Salvador Tagged backpacking

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint