A Travellerspoint blog

Okugan: An Artist of the Floating World

Kazuo İşİguro

Ukiyo-e: Boşlukları doldurmak

ukiyo-e.jpg
Yazıda sözünü ettiğim propaganda amaçlı ukiyo-e'lerden biri olduğunu tahmin ettiğim tek bir resim buldum, o da Hiroşima'daki müzede küçük bir dekor ayrıntısıydı

“Fuzuli yaşamak niye,
hükümdarım
ve bu cihan için
canımı feda etmek varken”
Prens Murenaga
Tokyo'daki Yuşukan Askeri Müzesi'nin açılış galerisinden bir şiir

Kazuo İşiguro, 1986 yılında yayımlanan romanı An Artist of the Floating World'de (1) yaşı ilerleyip köşesine çekilmiş eski bir ressam olan Masuji Ono'nun hikayesini anlatır. Okuduklarımızdan, henüz II. Dünya Savaşı Japonya'nın kolonyalist emellerine bir son vermeden evvel, Ono'nun imparatorluk sınırlarını genişletmeye yönelik militarist ve şovenist dalganın yükselmesinde payı olduğunu anlarız. İşiguro'nun incelikli üslubu, bize olan biteni kapalı bir dille sezdirir, açıkça söylenmeyenlerse -yazarın diğer kitaplarında da hakim olduğunu düşündüğüm- tekinsiz bir hissin doğmasına neden olur.

Ono bir zamanlar önemli bir adamdır, ama ne kadar önemli olduğunu kendi takdir edemez. Bir zamanlar kararları diğer insanları etkilemiştir, ama dönüp baktığında ne ölçüde olduğunu bilemez. Önemsediği bazı insanlar şimdi ona sırtını dönmüştür, hala dost kalanlarsa kendi gibi kabuğuna çekilmiş ve eski günlerde yaşıyordur. Kendi kendine bugün için doğru sayılmayanların o zaman için doğru olduğu fikrini savunur, aynı zamanda yaptıklarından gizlice tatmin duymaktadır. Bu düşünceler ve geçmişle istenmedik ama zorunlu hesaplaşmalarla, bilinçsizce de olsa, şüphe gibi günden güne içini kemiren bir duyguyu başından atmaya çalışır: Vicdan. İşiguro, bu sade romanıyla Japonya'nın yalnız düşman olarak gördüklerinin değil, kendi halkının da canını kudret uğruna nasıl feda ettiğini, yaşlı bir adam ve etrafındakilerin hikayesini anlatarak gösterir.

Bir ressamın savaşa gönderilen milyonlarca gencin ölmesiyle, ailelerin dağılmasıyla, şehirlerin yerle bir olmasıyla ve sonunda ülkenin iki nükleer felaketle paramparça edilmesiyle ne ilgisinin olabileceği, tam da kitabın isminde gizli. İngilizcede “floating world” (kabaca Türkçeye “salınan dünya” olarak çevirebiliriz) olarak karşılığını bulan ukiyo-e, hem Japoncadaki belirli bir resim teriminin karşılığı hem de gündelik hayatın sorumluluklarından sıyrılmaya yarayan eğlence dünyasını anlatan bir kavram. İşiguro'nun İngilizce yazdığı kitabın başlığı, bu iki anlamı da bir arada yansıtıyor: Hikaye edilen sanatçılar sefa ve vurdumduymazlık içinde yaşayıp giderken, bir yandan da bu geleneksel resim tekniğini icra ediyor.

shin-hanga.jpg
revitaliza..ukiyo-e.jpg
Tokyo'daki Edo Müzesi'nde gittiğim "Beautiful Shin-Hanga: Revitalization of Ukiyo-e" sergisinden

Tokyo'da bulunduğumuz sırada açılan ve sadece ukiyo-e'lerden oluşan bir sergiyi gezdikten sonra açıkça anladım ki, İşiguro'nun resim tekniğindeki seçimi, bu çift anlamlılık yönünden tam yerini bulmuş. Ukiyo-e'lerin özelliği, tek bir resmi yapmak için onlarca farklı tahta blok kullanılması. Resmin her bir çizgisi, gölgesi, rengi, aydınlığı, ayrı ayrı tahta yüzeylere oyuluyor ve boyaya daldırılan bu blokların titizlikle kağıt üzerine üst üste basılarak birbirini tamamlaması suretiyle resim oluşturuluyor. Dolayısıyla, hazırlanan parçaların tıpkı yapboz gibi kullanılmasıyla boşluklar doldurulmuş, anlam oluşturulmuş oluyor. Başlıkta ukiyo-e'ye gönderme yapılması, bu durumda romandaki bağlamda, bir ulusu tek bir ülkü altında birleştirmek uğruna her şeyi mübah gören zihniyetin, içi hiçbir boşluk kalmayacak biçimde doldurduğu anlamları temsil ediyor.

İşiguro'nun geleneksel resim sanatı olan ukiyo-e'yi Japonya'nın içyüzü az bilinen tarihi bir döneminin metaforu olarak kullanışı, böylece, resmî ağzın açığa çıkmasını istemediklerini ortaya seriyor. Tıpkı romanın başkişisi Masuji Ono gibi zamanın ve şartların gerektirdiğini yaptığını düşünen, ne pişmanlık ne de utanç duyan modern Japon devletiyse, bugün çocuklarını mağduriyet üstüne kurduğu zafer hikayeleriyle besliyor. Çok bildik gelebilecek bu hikayeyi bir de İşiguro'nun zarif dilinden dinleyin.

Deniz Koç

(1) Kitap, Suat Ertüzün çevirisiyle Turkuvaz Yayınları'nca Değişen Dünyada Sanatçı adı altında yayımlandı.

Posted by acikbilet 14:44 Archived in Japan

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

Comments on this blog entry are now closed to non-Travellerspoint members. You can still leave a comment if you are a member of Travellerspoint.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint