A Travellerspoint blog

Dünyanın Biraları: Orta Amerika

Besleyici ve serinletici...


View Seyahat & Mexico & Central America on acikbilet's travel map.

leon.jpg
Titiz çalışmalarım esnasında çekilmiş bir fotoğrafım

Hemen hemen bütün Orta Amerika ülkelerinde sadece bir, bilemediniz iki üretici olduğundan bira çeşitliliğinden bahsetmek biraz zor. İçtiğimiz tüm biraların tatları birbirine benzer olsa da birinciliği, ikisi de Nikaragua birası olan Toña ve Victoria'ya veriyor, Kosta Rika'dan Imperial'e mansiyonu layık görüyorum.

Belikin – Belize
Gallo – Guetamala
Cabro – Guetamala
Pilsener – El Salvador
Imperial – Honduras
Barena – Honduras
Toña – Nikaragua
Victoria – Nikaragua
Victoria Frost – Nikaragua
Imperial – Kosta Rika
Bavaria – Kosta Rika

Barış Pala

Posted by acikbilet 01:04 Archived in Nicaragua Tagged food Comments (2)

Okugan: Travels with Herodotus

Ryszard Kapuściński

DSC_0045.jpg

“Onu yola çıkmaya sevkeden neydi? Harekete geçmesine ne neden oldu? Seyahatin zorluklarını göğüslemesinin, bir keşiften diğerine onca tehlikeye boyun eğmesinin sebebi neydi? Bana kalırsa, yalnızca dünyayı merak ediyordu. Orada olmak, her ne pahasına olursa olsun kendi gözleriyle görmek, sonucu her ne olursa olsun bunu yaşamak arzusundaydı.”
Herodot için Kapuściński, kitaptan alıntı

Zorlu kayaç patikaları tırmanarak, ahşap gemilerle kabaran denizlerde ilerleyerek, at sırtında bozkırları geçerek o zaman bilinen dünyanın en uç diyarlarına giden, gördüklerini, duyduklarını kaydederek modern tarihçiliği başlatan Herodot'un seyahati, üstünden 2500 yıl geçmiş olmasına rağmen bitmemişti. Bilge Yunanlı, sıkıyönetim altındaki Polonya'da, Yunanistan'ın yerini haritada gösteremeyecek denli dünyadan kopuk yetişmiş bir savaş çocuğu olan Kapuściński'nin karşısına bir anlığına tarih dersinde çıktıktan sonra sansüre takılınca, muhabir olarak gönderileceği ilk yurtdışı seyahatine kadar sessizce bekledi.

Dünyayı merak eden ve sadece sınır çitinin öte yanını görmeye bile razı olan Kapuściński, gazeteci olduktan sonra ilk yurtdışı seyahati için Hindistan'a gönderilir. Hayalleri komşu ülkeye kadar ulaşabilmişken, bir anda kendini kasvetli ve soğuk Doğu Avrupa sokaklarından uzakta, sık tropik bitkilerle kaplı, rutubetli ve sıcak bir kıtada, kalabalığın ve karmaşanın içinde bulur. Deneyimsizliği ve şaşkınlığıyla, editörünün ilk görevi için hediye ettiği Tarih kitabının yazarı Herodot'a sığınmaktan başka çaresi yoktur. Meslek hayatı boyunca yol arkadaşı olacak Herodot'la aralarındaki ilk bağ bu şekilde kurulur.

Travels with Herodotus, son kitabı olması hasebiyle belki de Kapuściński'nin yol arkadaşına vefa borcu olarak tasarladığı bir eser. Hindistan'da başladığı yurtdışı muhabirliği görevine uzun yıllar, Uzak Doğu'da, Pasifik'te, Orta Doğu'da, Orta Amerika'da, Avrupa'da ve Afrika'da devam eden Kapuściński, 27 devrim ve ihtilal görür, dört defa da ölüm cezasına çarptırılır. Çaylak gazetecilik yıllarından, tecrübelerle olgunlaşıp hem yurtdışı muhabirliği hem de seyahat edebiyatının üstatlarından biri olarak kabul edildiği günlere dek obsesif bir şekilde çantasında taşıdığı ve dönerek tekrar tekrar okuduğu, Herodot'tur.

2004 yılında basılan kitabında Kapuściński, kendi gazetecilik geçmişini ve seyahatlerini, Herodot'un tarihçiliği ve keşifleriyle birlikte, akıcı, yetkin ve sorgulayıcı bir dille anlatıyor. Tarihe tanıklık etmiş ve farklı yollarla gördüklerini, yaşadıklarını ve duyduklarını kaydetmiş -biri kendi olmak üzere- iki yazar, kitabının baş karakterleri. İki bilge adam, bize başka başka dünyaların bir arada var olduğunu ve her birinin farklı olduğunu gösteriyor. Bu dünyaları tanımalıyız, çünkü o dünyalar, o öteki kültürler, bizim kendimizi daha iyi görebilmemizi sağlayacak birer ayna. Kendi kimliğimizi ötekilerle yüzleşmeden ve kıyaslamadan tanımlamamızın bir yolu yok çünkü.

Deniz Koç

Posted by acikbilet 03:26 Tagged books Comments (0)

Mango ağaçlarının gölgesinde

Kosta Rika

semi-overcast 27 °C
View Seyahat & Mexico & Central America on acikbilet's travel map.

Nikaragua sınırından geçtiğimizde Orta Amerika'dan çıkmış gibi olduk: Çukursuz, çöpsüz yollar, yeni otobüsler, düzenli köyler, kasabalar... Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına kadar komşularıyla benzer bir geçmişi paylaşan ülke, son iç savaşın yaşandığı 1948 yılından sonraki geçiş dönemindeki başkan Jose Figueres Ferrer'in orduyu lağvetmesiyle farklı bir yöne evrilmiş. Daha önce askeriyeye ayrılan bütçe, güvenlik, eğitim ve kültür alanlarında harcanmaya başlanmış ve ülke insani değerler gelişmişlik endeksi baz alındığında komşularına kıyasla çok daha ileri bir noktaya gelmiş.

05_09_2009..a_b__1_.jpg
Dev mango ağaçları

İlk gittiğimiz Liberia'daki otelde çarşafın üzerinde gördüğümüz tespih boncuğuna benzeyen böcekleri kötüye yormadan kafayı yastığa vurup uyumakla ne büyük hata ettiğimizi uyanıp da yola çıktığımızda anladık. Akşam Tilaran'a varana kadar her tarafı kırmızı kabarcıklarla kaplanan Deniz'in pantolonuna tutunup bizimle yolculuk eden birini yakından incediğimizde tahtakurusu saldırısına uğradığımızı anladık. Çantalarımızı boşaltıp tek tek eşyamızı ilaçlamamız gecenin bir yarısına kadar sürdü. Yattığımızda da bu dokuz canlı yaratıklardan tamamen kurtulduğumuzdan emin olamadığımızdan olsa gerek hemen uyuyamayınca sabah 5'teki La Fortuna otobüsüne beton gibi bindik. İleri güvenlik önlemi olarak yatmadan önce yastığımın kılıfına soktuğum cüzdanımı Tilaran'da unuttuğumu 3 saat süren yolculuk sonrası ulaştığımız La Fortuna'ya varınca fark edebildim. Geri dönmek istediğimdeyse, ilk otobüsün akşam olduğunu öğrenince ikimiz de kara düşüncelerle terminaldeki banka çöktük. Durumumuzu fark eden turizm polisi hiç beklemediğimiz bir şekilde kendiliğinden yanımıza gelip tutanak tuttu, bizi arabasıyla götürüp bir pansiyona yerleştirdi ve diğer şehirdeki muhatapları bekledikleri gibi yardımcı olmadığı için iki gün boyunca gönderilmeyen cüzdanı motosikletle Tilaran'a kadar giderek içindekiler tam olarak (para, kartlar vb) bize geri getirdi.

costa_rica_ku_lar_.jpg
Bizim coğrafyada yaşayanların kafeste görmeye alıştığı, Kosta Rika'daysa faunanın parçası olan rengarenk kuşlar bulutlara gömülmüş Arenal Volkanı'nın önünde

Aktif bir volkan olan Arenal'i görme isteğimiz yağmurlu mevsime denk geldiğimizden havanın ya yağmurlu ya da kapalı olması nedeniyle suya düşünce, bütün günümüzü kahve içip kitap okuyarak ve casado yiyerek geçirdik. (1) Ne yazık ki, Latin Amerika'ya veda etme zamanımız gelmişti, bizi dünyanın bu kısmından uzaklaştıracak uçağı yakalamak için Los Angeles'a doğru yola çıktık.

Barış Pala

(1) Pilav, siyah fasulye ve kızarmış muz ile et ya da balığın "evlendirilmesi"nden oluşan yemek. "Casado", İspanyolcada "evli" anlamına geliyor.

Posted by acikbilet 00:10 Archived in Costa Rica Tagged backpacking Comments (1)

Şairlerin ve şehitlerin vatanı

Nikaragua

semi-overcast 30 °C
View Seyahat & Mexico & Central America on acikbilet's travel map.

Sınır kontrol binasının camlarını neredeyse baştan aşağı kaplayan flamaları gören bir an için “Nikaragua'nın bayrağı kırmızı-siyah mıydı?” diye tereddüt edebilir, ama hayır, sınır kapısında ülke bayrağından daha çok ve daha görünür bir şekilde bulunan bu bayrak, iktidardaki FSLN'nin bayrağı. Bir sınır kapısında ülke bayrağı ile ülkede iktidarda olan partinin bayrağını yan yana görmek şaşkınlık verici. (1)

devrim_m_z..ndinist.jpg
İki bayrak tek vatan

FSLN'nin doğum yeri Leon'da Devrim Müzesi'ne gittik. Harap bir taş binanın giriş katı, duvarlara asılan ve geçen yılların sararttığı gazete kupürleri, fotoğraf ve şiir fotokopileri, bayraklarla kaplıydı. Müzede bize eşlik eden Edgardo, FSLN'nin “tercerista” grubunda olduğunu söyledi. İç savaşta tüfeği eline alıp Kontra'larla çatışan gruba verilen isim bu. Sloganları, Küba'nın “patria o muerte”sinden (vatan yahut ölüm) esinle “patria y libertad”, yani “vatan ve özgürlük”. Yine de, fotoğraftaki resme dikkatle bakarsanız, eli “machete”li bir tercerista'nın, bir “kontra”nın kafasını uçurduğunu göreceksiniz: (başka yerlerde olduğu gibi burada da) vatan için ölen de, öldüren de kutsallar hanesine yazılıyor.

devrim_m_zesi.jpg
Devrim Müzesi'nde

Müzede Edgardo'yla yaptığımız gezide, olanları canlı bir şahidinin ağzından dinlemiş olduk (zaten canlı olmasa şahit değil, şehit olurdu: Arapçada aynı kökten kelimeler). Silahı eline aldığında daha 15 yaşlarında olmalıydı. Yüzüne baktıkça, ne şartlar altında savaşa katılmış olduğunu düşünmekten alıkoyamıyorduk kendimizi. Çocuk yaşta birinin büyük bir kararlılıkla taraf tutması ve düşman ilan edilene şiddet uygulaması yetişkinlerle kıyaslanınca çok daha kolay. Acaba olgunlaştıkça fikirleri değişmiş miydi? (Belki de hasbel kader) Reagan yönetiminin beslediği Kontra'lara karşı durarak “iyi adam”ların yanındaydı, yine de insanın bir birey olmasına izin vermeyen bu kutsallar sisteminde şu an geldiği noktayla hayal ettiği ve uğruna kan döktüğü sonuç aynı mıydı acaba? Konuşmamız süresince sorguladığını hissedemedik. Müzeden ayrılmadan önce elimizdeki kitabı gösterdik. Yazarı, bizim için devrimin ikinci şahidiydi: Salman Rushdie. Sandinistlerle Nikaragua'da geçirdiği iki haftayı anlattığı The Jaguar Smile'ı okumamıştı. “Biz şiir seven bir milletiz,” dedi.

_ehitler_ve__airler.jpg
Kahramanlar
Starred_Photos44.jpg
Leon'da Sandinist ruh
leon_da_i_..ocuklar.jpg
İç Savaş'ı tasvir eden duvar resminin önünde oynayan çocuklar

Portreleri ve büstleri şehrin sokaklarını dolduran, her gün tüyler ürpertici bir sirenle dakikalarca anılan şehitlerin en kıymetlileri şairlerdi elbet. Somoza'yı öldüren şair Perez'in ardından bir gelenek haline gelmişti. Salman Rushdie'yle konuşan Sandinist şairlerden biri, halka mesajı dolaysız iletmek için mükemmel bir araç olduğunu söylüyordu. Akılda kalıcı, ezberlemesi ve öğretmesi kolay; romanla karşılaştırıldığında mantıklı bir çözüm. Vatanına sevgisini şiirleriyle ifade ederek Sandinist devrime katkıda bulunan şairlerden biri de Gioconda Belli, ancak Edgardo'nun aksine zaman içinde devrimin gittiği yönden memnun kalmayarak yollarını ayıranlardan. Rushdie'nin kitabı Sandinistlerin davasını zekice yorumlar eşliğinde sunmakta başarılı olduğu için, Belli'nin ve onun gibi birey olma gayretindeki diğer kişilerin niye memnun olmadıklarını anlaşılabiliyor. İfade özgürlüğü, kadın hakları, sekülerlik için destek verenlerin üst üste hayal kırıklığı yaşayarak inançlarını yitirmiş oldukları belli. Onlar gidince geriye kalan, çoğu acemice duvar resimlerinden yansıyan ve şematik simgeler sistemi üzerine kurulu bir düzen.

bir_nikara..n_detay.jpg
Nikaragua'da bir otobüsün içindeki süslemelerden detay
granada_da..r_arada.jpg
Kutsallar

Leon'dan yine emektar Amerikan okul servisi Bluebird'lerden biriyle Granada'ya doğru yola çıktık. Her zamanki gibi, -şoförünün gözbebeği olarak- süslenmişti ve metrede bir duraklayarak yolcu topladı. Granada'da kaldığımız otelin girişindeki iki resim ilgi çekiciydi. Che, resminde değişime uğrayarak yanında duran İsa'nın halesini kapmış ve onunla özdeşleşmişti sanki. Nikaragua'da, Küba'daki devrimin aksine dini kurumlarla omuz omuza bir devrim gerçekleştiğinden, geleneksel Orta Amerika dinibütünlüğü yeni ikonlarla devam ediyordu.

omatepe_ye..a__rken.jpg
Concepción Volkanı
omatepe_va.._2009_d.jpg
Maderas Volkanı

Costa Rica'ya doğru ilerlerken Omatepe Adası'ndan geçtik. Feribotla adaya yaklaşırken, günbatımı sırasında simetrik Concepción Volkanı'nın üstüne pamuk gibi toplanmış bulutun görüntüsü çok hoştu. Adadan ayrılırken, Maderas Volkanı ise tütüyor gibi görünüyordu. Onları da son fotoğraf olarak ekleyelim.

Bir Deniz Koç ve Barış Pala ortak yazısı

(1)Fotoğrafları inceleyip yazıyı okumadan evvel geri plana biraz göz atmakta fayda olabilir: İspanyol koloni dönemi bitip de kısa ömürlü Orta Amerika Federasyonu dağıldıktan sonra 1838'de bağımsızlığını kazanan ülke 20. yüzyılın başlarına kadar Amerika Birleşik Devletleri'nin güdümünde ya da işgalinde bir yüzyıl geçirir. 1930'lu yıllardaki işgali sırasında ordunan ayrı olarak Ulusal Muhafızlar (UM) adı altında bir güvenlik teşkilatı oluşturan ABD, eğitimini ABD'de almış UM komutanı Somoza'nın, ülkedeki Amerikan varlığına karşı başlayan gerilla hareketinin direnen tek temsilcisi Augusto Cesar Sandino'yu öldürtmesi ve güvenilirliği tartışmalı 1937 seçimlerini kazanarak ülkenin başına geçmesiyle rahatlar ve dizginleri Somoza'ya bırakır. UM'yi kişisel ordusu gibi kullanan Somoza kısa sürede ülkeyi sıkı bir cendereye almayı başarır. 1956 yılında şair Rigoberto Lopez Perez'in Leon'da katıldığı bir resepsiyon sırasında öldürdüğü baba Somoza'nın yerini oğulları doldurur. Luis Somoza'nın kalp krizinden ölmesini takiben Anastasio Somoza ülkenin tek lideri olur. Managua'yı yerle bir eden 1972 depremi sonrası Somoza'nın uluslararası kuruluşlardan gelen yardımları kendi kasasına aktarmasıyla artan huzursuzluk, ismini Sandino'dan alan FSLN'nin (Frente Sandinista de Liberacion Nacional – Sandinist Ulusal Özgürlük Cephesi) halk arasında destek bulmasını sağlar. Silahlı mücadele ve sosyal örgütlenmeyi bir arada götüren FSLN güçlenirken, sadece kendi cebini düşünmeye başlayıp ülkenin zengin kesiminin de desteğini kaybeden Somoza Temmuz 1979'da ülkeyi terk eder ve FSLN yönetimi devralır. Devrimi takip eden 5 yıl boyunca ülkeyi yöneten FSLN, 1984'deki seçimleri kazanır 10 yıl boyunca bir yandan devraldığı çökmek üzere olan ekonomiyi düzeltmeye çalışıp, eğitim ve sağlık konularında ilerleme kaydetmeye çalışırken bir yandan da ABD tarafından finanse edilen Kontragerilla ile savaşmak zorunda kalan FSLN 1990 yılındaki seçimleri kaybeder. 2007 yılındaki seçimlerde birinci parti olmayı başaran FSLN'nin devrim yıllarındaki lideri Daniel Ortega ülkenin başkanı olur. Yandaşı olsun olmasın, birçok Nikaragualı için FSLN'nin bir siyasi parti olmaktan öte anlamlar taşıdığı aşikar.

Posted by acikbilet 06:29 Archived in Nicaragua Tagged backpacking Comments (2)

(Entries 13 - 16 of 85) « Page 1 2 3 [4] 5 6 7 8 9 10 .. »