A Travellerspoint blog

March 2010

Dünyanın Biraları: Japonya

Besleyici ve serinletici...


View Seyahat & Philippines & Japan on acikbilet's travel map.

japan.jpg

Japonya'da malt özlü içecekler, içerdikleri malt oranına göre dörde ayrılıyor ve sadece %67 ve üzeri malt oranına sahip olanlar bira (Japonca “biru”) olarak adlandırılabiliyor. Biradan alınan vergi oranı çok yüksek olduğu için bira fiyatları her şeyin pahalı olduğu Japonya'ya göre bile pahalı, o yüzden büyük üreticiler olan Sapporo, Kırın, Asahi ve Suntory düşük malt oranlı biramsı içecekler üretiyor ve happoşu olarak adlandırılan bu grup, biradan daha fazla tüketiliyor. Tadı birayı andırsa da happoşunun güzelim Japon lager'inin yerini tutması tabii ki mümkün değil. Sapporo'ya gidip kitsch objelerle süslü müzesini gezdiğimiz için mi bilemiyorum, ama en beğendiğim marka Sapporo oldu. Hele Sapporo'dan dönerken yataklı trende yudumladığım Sapporo Classic'in tadı hala damağımda.

Neler İçtik:

Burada yer alanlar hakiki biralar. Köpüklü katkıları için Takaya ve Jun'a arigato gozaimas demeyi borç bilirim.

Sapporo Black Label
Sapporo Classic
Yebisu Premium
Yebisu Black
Kaitakushi Beer
Kırın Draft Beer
Asahi Dry
Oirase Brewery – Lager
Suntory
Otaru Brewery – Wiessbier
Otaru Brewery – Pilsner

Barış Pala

Posted by acikbilet 19:32 Archived in Japan Tagged food Comments (0)

Okugan: Dr Ambedkar and Untouchability

Christophe Jaffrelot

dr_ambedka..ability.jpg

Mahatma Gandhi'nin adını duymayanımız yoktur. Hindistan'ın yakın tarihini azıcık bilenler Nehru ve Cinnah isimlerine de yabancı değildir. Peki ya Dr. Ambedkar? İtiraf etmeliyim ki Hindistan'a gelip parkları, kavşakları, meydanları dolduran büstlerini, dükkan tezgahlarının arkasına asılmış, duvarlara yapılmış resimlerini görene kadar Ambedkar ismini duymamıştım bile. Kimdi bu Ambedkar, neden bu kadar önemliydi?

İngilizce kitap konusunda bir cennet olan Hindistan'da merakımı doyurmak için Ambedkar'la ilgili bir çalışma bulmam o kadar da kolay olmadı. Popüler zincir kitapçılarda ya da sahaflarda Ambedkar'ın konuşmalarından alıntılardan oluşan küçük bir kitapçık dışında bir çalışma bulmak mümkün değildi. Aradığımı, amaçsızca yürüdüğümüz Kalküta sokaklarında rastladığımız sosyal bilimler ağırlıklı seçkiye sahip bir kitapçıda tesadüfen buldum: Christophe Jaffrelot'un Analysing and Fighting Caste – Dr Ambedkar and Untouchability eseri.

Kitaba geçmeden, Ambedkar'ın hayatı boyunca mücadele ettiği kast sistemiyle ilgili biraz bilgi vermek isterim. Geleneksel Hindu toplumu, doğum ile belirlenen dört ana kast ve bu kastların dışında kalan “dokunulmazlar”dan oluşuyor. En üst sınıfı oluşturan Brahminlerin Yaratan'ın ağzından/başından çıktığına inanılıyor ve bu kast –kutsal– bilginin koruyucusu sıfatıyla ilk sıraya oturtuluyor. Yaratan'ın göğsünden çıktığına inanılan ve savaşçılık, yöneticilik görevlerini üstlenen Kshatriyalar, Brahminlerden bir alt kademede yer alıyor. Onların altında yer alan ve işi ticaret olan Vaisyaların çıktığı yer ise Yaratan'ın beli. En alttaki kast olan ve şaşırtıcı olmayan bir şekilde Yaratan'ın ayaklarından çıktıklarına inanılan Şudralar ise işgücünü oluşturuyor. Temizleyici, deri işleyicisi, cenaze görevlisi gibi pis olduğuna inanılan işlerle uğraşanlar ise bu kast sisteminin dışında tutuluyor ve “kast dışındakiler” ya da –kast mensupları onlara dokunmak istemedikleri için– dokunulmazlar” olarak adlandırılıyorlar. Tüm kastlar ve dokunulmazlar kendi içlerinde yaptıkları işlere, toplumda üslendiklere işlevlere göre alt sınıflara, yani “jati”lere ayrılıyor. Sayısı binlerle ifade edilen jatiler, aynı kasta dahil olan arasındaki sosyal sıralamanın da belirleyicisi oluyor.

Jaffrelot, romantik bir biyografi yazmaktan ziyade Ambedkar'ın “dokunulmazlık”ı yok etmek konusundaki çalışmalarını ve Hindistan'ın sosyal ve siyasi dönüşümünü incelemek üzere hazırladığı kitapta, Ambedkar'ı Ambedkar yapan geri planı, ülke tarihindeki ilk doktora sahibi dokunulmaz olan Ambedkar'ın eğitim ve meslek yaşamını, dokunulmazlık ile ilgili görüşlerinin nasıl geliştiğini, dokunulmazlığı yok etme yönündeki stratejilerini, başkanlığını yaptığı anayasa hazırlama komisyonundaki rolünü incelemekle kalmayıp 1956'da ölen siyasetçinin bugünkü siyasetteki yerini de irdeliyor.

Kitapta ilgimi en çok çeken kısım, Jaffrelot'un Amberkar'ın kast sistemiyle mücadele konusunda daha etkin bir yol belirleyebilmek için sistemi nasıl analiz ettiğinin irdelendiği bölüm oldu. Ambedkar'ın kullandığı “derecelenmiş eşitsizlik” (graded inequality) kavramı, esasen kast sisteminin yok edilmesinin neden çok zor olduğunu izah için geliştirilmiş olsa da Türkiye ya da Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerdeki ya da bu ülkelerle gelişmiş ülkeler arasındaki eşitsizlikleri anlamaya da yardımcı olabilir. Ambedkar'a göre derecelenmiş eşitsizliğin gözlemlendiği toplumda ezilen ve geri bırakılan gruplar, ezilmişliklerini sona erdirmek için kendilerinden aşağıda olanlarla birleşip ezenlere karşı bayrak açmazlar, çünkü ezilmelerine neden olan mevcut sistem aynı zamanda onların da alt grupları ezmelerine imkan vermektedir. Diğer bir deyişle Kshatriyalar, Vaisyalarla bir olup Brahminlerin ezici konumunu yıkmaya uğraşmazlar çünkü bu mücadele Kshatriyaların ikincil statüsünün de yok olması ile sonuçlanabilir. Bu durumda altında ezecek, üstünlük taslanacak hiç kimse olmayan en alttakiler dışında herkes sistemin korunması için çalışır.

Hindistan'dan vizemizin son günü olan 4 Nisan'da ayrılacağımız için resmi tatiller arasında yer alan 14 Nisan'daki Ambedkar'ın doğum günü kutlamalarını göremeyeceğiz. Dokunulmaz oylarını almak için şimdiden 14 Nisan programlarını açıklamaya başlayan siyasi partilerin de katkısıyla kutlamaların pek şaşalı olacağından emin olsam da, Arundhati Roy'un deyişiyle Batılı ülkelerin aksine “dış sömürgesi olmadığı için kendi içindeki doğal ve insani kaynakları sömürerek gelişen Hindistan'da” bu sömürüden en çok etkilenenlerden dokunulmazların bugünkü durumunun Babasaheb Ambedkar'ı memnun edeceğinden şüpheliyim.

Barış Pala

Posted by acikbilet 22:45 Archived in India Tagged books Comments (1)

Domdom Kurşunu

Kalküta'da

sunny 40 °C
View Seyahat on acikbilet's travel map.

ambassador..fendisi.jpg
Kalküta'nın ambassadorları

Howrah tren istasyonundan bindiğimiz Ambassador taksi bizi Sudder Street'e götürürken, yorgun gözlerimizle Kalküta sokaklarını izliyorduk. İngiliz sömürgesinin başkentliğini yaptığı zamanlardan kalma büyük pencereli binalar, geniş sokakları çevreliyordu. Yıllarca sert güneş ışığının altında pişmek ve şiddetli muson yağmurlarıyla dövülmekten çatlayıp düşmüş boya ve sıvaların yerinde, kızıl tuğlaların aralarındaki boşluk ve çatlaklardan fışkırmış tropik bitkiler vardı. Binaların aralarındaki boşluklarsa, zaman içinde üstünde biriken toz nedeniyle bütünleşmiş alüminyum plakalar ve muşambaların altında karanlıkta kalmış evler ve tezgahlarla kaplıydı. Diğer Hindistan şehirlerinden farklı olarak Kalküta trafiği “auto rickshaw”suzdu, ama yerine başka hiçbir yerde görmediğimiz “manuel rickshaw”larla karşılaştık: Vücutlarında kastan başka doku kalmamış ince adamların çekerek insan ve yük taşıdığı araçlar vardı burada.

sokaklar.jpg
Kalküta sokaklarından bir kare

Yıkanan her giysinin yarım saat sonra kurumasını sağlayan 40 derecelik sıcaklıktan cesaret bularak odaların baktığı terası dev bir çamaşırhaneye dönüştürdüklerini fark ettiğimiz otelin genç ahalisine hemen biz de adapte olduk. Şehrin kültürel zenginliğini yansıtan sahafları dolaşamadığımız güneşli saatleri, çantalarımızın içindeki her bir parçayı temizleyip havalandırarak ve kitap okuyarak geçirdik.

_ama__hane..eyar_s_.jpg
"Çamaşırlara özgürlük!"

My Experiments with Truth otobiyografisi üzerine sohbet ederken, Gandhi'nin Güney Afrika'da geçirdiği yıllar esnasında patlak veren Boer Savaşı'nda İngiliz ordusuna destek için tıbbi yardım birliği kuruşunu anlattığı bölümün bahsi geçti aramızda. Küçük bir araştırma, Kalküta'yla Güney Afrika'yı ve “domdom kurşunu”nu birbirine bağladı. Şöyle ki: Kalküta metrosunun kuzey yönündeki son durağı olan Dum Dum semti, 1890'larda İngiliz subayı Clay'in geliştirdiği ve bizde domdom kurşunu olarak bilinen kurşunlar da dahil olmak üzere Boer Savaşı'nda kullanılan mühimmatın üretildiği yermiş. Gandhi'nin anılarını okumasak, kaşların arasına değen domdom kurşununun sıcağında terlediğimiz ve çamaşırlarımızı kuruttuğumuz Kalküta menşeili olduğunu nereden bilecektik?!

Barış Pala
ve Deniz Koç

Posted by acikbilet 22:55 Archived in India Tagged backpacking Comments (1)

(Entries 1 - 3 of 3) Page [1]