A Travellerspoint blog

November 2008

Gümüş Nehir

Río de la Plata

sunny 30 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Buenos Aires sokaklarını günlerce dolaştıktan sonra, sıra nihayet nehrin olduğu bölgeye geldi. Río de la Plata'ya ulaşmak için gerçekten sebat etmek gerekiyor, çünkü şehirle nehir arasında alışageldiğimiz bir ilişki yok. Nehir kenarı 1980'lerde atıklarla doldurulmuş, daha sonra bir ekolojik parka (Reserva Ecológica de Buenos Aires) dönüştürülmüş. Dünyanın en geniş nehrinin nasıl uçsuz bucaksız olduğunu görmek istiyorsanız, en az 1400 metre yürüyerek -ama bisiklet de kiralanabiliyor, biz akılsızca davranarak bütün yolu güneş altında yürüyerek teptik- kumsala ulaşmanız gerekiyor. Kumsala ulaştığınızdaysa karşınızda bulduğunuz nehir, adına aldanmayın gümüş gibi parıltılı değil, sonsuz bir çamur birikintisi görünümünde bir yer.

7buenos_air.._rl____.jpg

buenos_air.._rl____.jpg

Her ne kadar şehir ve nehir arasındaki ilişki (limanı saymazsak) kopuk olsa da, Río de la Plata, ya da 1500'lü yıllarda bilinen diğer adıyla Mar Dulce (Tatlı Deniz) ile Buenos Aires şehrinin kurulması arasında çok sıkı bir bağ var. Don Pedro de Mendoza, İspanyol Krallığı için Yeni Dünya'nın bu güneye uzanan muazzam parçasını (daha doğrusu buradaki gümüş yataklarını) keşfetmek ve hakimiyet altına almak üzere kadınlı erkekli yaklaşık 2000 kişiyle denize açılmış ve birçok geminin ya battığı ya da kaybolduğu zorlu bir yolculuğun ardından 1530'da nehrin güney kısmına yerleşme kararı almış. Kimi tarihçiler neden suyu berrak, kıyıları liman olmaya elverişli şekilde kayalık olan nehrin kuzey kısmı yerine buranın, bu çamurlu suları ve bataklığımsı kumsalın tercih edilmiş olabileceğini güvenlik kaygısına bağlıyor, kimi tarihçiler gelenlerin aslında başta bir şehir kurmak gibi niyetlerinin olmadığını düşünüyor. Bazılarına göreyse zaten burada meydanıyla evleriyle yaşam mevcutmuş. Mendoza ve yanındakiler, 'Nuestra Señora Santa María de Buen Aire' (Güzel Havadan Gelen Azize Meryem Hanımefendimiz-- Noel zamanı havanın bu kadar güzel olmasına şaşırdıklarından bu adı vermiş olabilirler!) dedikleri bu yerde şartlara ayak uydurmakta çok zorlanmışlar, çünkü verimsiz topraklar ve az sayıdaki hayvan çeşidi bu kadar çok ve aylaklık yapma peşindeki insanı besleyemiyormuş. Üstelik Mendoza'nın liderlik vasfı da pek yokmuş. Yerlileri kırıp geçirmişler, yazdıkları vakayinamelerde de bunları detaylarıyla anlatmaktan çekinmemişler. Bu ilk deneme başarısızlıkla sonuçlanmış, açlıktan kırılmışlar. Şehrin ikinci defa kuruluşunaysa Juan de Garay önderlik etmiş ve 1580'de bir daha yok olmamak üzere yerleşmişler. Buenos Aires adını da o zaman almış: Santa María de los Buenos Aires. Bu olayın ardından Avrupa'dan şehre pek çok göç olmuş. Buenos Aires'lilere bugün bile 'porteño' (portenyo) denmesinin nedeni de bu: 'Limandan gelen insanlar'. Rivayete göre porteño, İspanyolca konuşan bir İtalyan, bir Fransız gibi yaşayan ama İngilizlere öykünen biri! Etrafta tek bir insan tipi görmek mümkün olmadığı gibi yerli birilerini de görmek imkansız, olanlar Paraguay'dan, Peru'dan, Bolivya'dan ya da diğer Latin Amerika ülkelerinden taşı toprağı altın diyerek göç etmiş kişiler.

9buenos_air.._rl____.jpg

Ekolojik parkta yer alan kumsala ulaştığımızda ayaklarımızı bile suya sokmamız mümkün olmadı. Porteño'ları sudan uzak tutmak için görevliler pür dikkat etrafı izliyordu. Kumsalı (mangal olmayan) bir piknik alanı gibi düşünebilirsiniz. Daha çok yere serdikleri örtülerin üzerinde termosları ve mate kaplarıyla güneşin tadını çıkaranlar vardı. Belki toplasanız 100-150 kişi, bir cumartesi günü nehrin kenarındakiler bu kadardı. Yakınlarda bir nehir olduğunu bilmeseniz, anlamanız gerçekten zor.

Deniz Koç

Posted by acikbilet 19:42 Archived in Argentina Tagged backpacking Comments (6)

Jakarandalar Açarken

Blooming Jacarandas

sunny 23 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Jakaranda, Güney ve Orta Amerika'da baharın gelmesiyle üstü mavi-eflatun çiçeklerle dolan ve boyu 30 metreye kadar varan bir ağaç. İlk gün şehri gezmek için dışarı çıktığımızda en fazla dikkatimizi çeken ve daha önce hiç görmediğimiz bir bitki olduğu için şaşırmamıza neden olan şey buydu. Bütün caddeler bu ağaçla dolu.

bs_as_20_1.._rl____.jpg

Adını nereden bulacağımızı düşünürken, MALBA'da (Museo de Arte Latinoamericano de Buenos Aires/Buenos Aires Latin Amerika Sanatı Müzesi) Arjantin'le ilgili kitapları karıştırırken tesadüfen gördük: jacaranda mimosifolia imiş.

3bs_as_20_1.._rl____.jpg

DSC_0008__.._rl____.jpg

Yolculuk mahmurluğundan olsa gerek, ilk gün evden çıkmamız öğlen 2'yi buldu. Yürüye yürüye Plaza de Congreso'ya vardık. Mayıs Meydanı Anneleri Derneği'nin (Asociación Madres de Plaza de Mayo) kafesini görünce içeri daldık ve öğle yemeğini burada yedik. Buradaki birçok restoran gibi menüdeki diğer seçeneklerin yanı sıra set bir menü de sunuyorlar. Günün yemeği bir çeşit kabak olan zapatilla (sapatişa okuyunuz) dolması, salata, tatlı ve kahveye kişi başı 13 peso (yaklaşık 4 dolar ya da 6,5 YTL) ödedik.

ba_18_11_0.._rl____.jpg

Yemekten sonra yürüyerek şehrin birçok önemli yapısının yer aldığı Plaza de Mayo'ya (Mayıs Meydanı) vardık. İspanyolca kursu kapanmadan yetişip ertesi gün başlayabilecek şekilde kayıt yaptırmak istediğimizden meydana şöyle bir bakmakla yetinip bir otobüsle kursun olduğu semte gittik. Aşağıdan zili ısrarla çalmamıza rağmen (burada bir güvenlik manyaklığı var, en basit dükkanlar bile kapıları kitliyor, ancak zili çalarsanız açıyorlar) 3. kattakilere sesimizi duyuramadık. Tesadüfen karşılaştığımız (ve bizim gibi kapıda kalan) eğitmenlerden birine mail adreslerimizi bırakıp metro ile eve döndük.

Evde Jota bize yerba mate (şerba mate diye okunuyor) hazırladı. Bir tür çay olan bu içecek, cezveye ya da havana benzer minik bir kapta yapılıyor ve hazırlama sürecinden içimine kadar her şey seremoni gibi. Önce kabın içini neredeyse dolduracak kadar mate konuyor, üstüne sıcak su ekleniyor (Jota, uzmanların suyun derecesinin 87 derece olması gerektiğini tespit ettiğini söyledi!). Sonra bu karışımın içine metal pipeti soktuğunuzda çayınız hazır. Kaç kişiyseniz aynı kaptan ve sırayı bozmadan bu pipetle içmeniz gerek. Tadı biraz tütüne benziyor.

7ba_18_11_0.._rl____.jpg

Marcela ve Jota araba ile küçük bir şehir turu yaptırdıktan sonra bizi Palermo'da bir 'parilla'cıya (parrrişa diye okunuyor) götürdüler. Parilla'da, yani kömür ateşinde yapılan ete, Arjantin'in has yemeği demek yanlış olmaz. Hemen hemen her sokakta parilla restoranı görmek mümkün. Tavuk ve balık da menülerde yer alsa da ağırlık her zaman dışı kızarmış ama içi sulu sulu servis edilen dana etinde. Malbec üzümünden (aslen bir Fransız üzümüymüş ama biz ilk defa Arjantin'de tattık) yapılmış şarap ile birlikte salata, patates kızartması ve 3 çeşit et yedik, kişi başı 33 peso (15 YTL gibi düşünün) ödedik.

50ba_18_11_0.._rl____.jpg

Ertesi gün nihayet kursa kayıt yaptırmayı başardık ve hızlandırılmış bir biçimde İspanyolca öğreniyoruz. İspanyol İspanyolcası ile Arjantin İspanyolcası arasında bize ilk başta komik gelen, ama artık kulağımızın alıştığı bazı farklar var. Mesela y, l ve ll harflarini ş olarak okuyorlar (parrrişa gibi, İspanyol biri pariyya derdi). İspanyolların 'tu'sunun (sen) yerini burada 'vos' almış, vosotros (siz) yerine de 'ustedes'i kullanıyorlar.

Bir defa yağmur yağdı, ama hava giderek ısınıyor gibi. Yazın yakında başlayacağını muştulayan da yine jakarandalar. Hepsi çiçeklerini dökmeye başladı çünkü...

ba_19_11_0.._rl____.jpg

Deniz Koç

  • ****

Jacaranda is a tree reaching heights of 30 meters, blooming blue and lavender flowers in spring in South and Central Americas. On our first day, we were impressed by the exotic beauty of these gorgeous trees those cover almost all streets.

We didn’t have to worry much about how we’ll manage to find the name of this tree since we came across it while we were looking at books at bookstore of MALBA (Museo de Arte Latinoamericano de Buenos Aires): latins call it jacaranda mimosifolia.

Probably due to the long flight we had the other day, it was almost two in the afternoon when we left the house. On foot, we reached Plaza de Congreso and had our lunch at the café of Association of Mothers of the Plaza de Mayo (Asociación Madres de Plaza de Mayo). Like most of the restaurants here, they offer a set menu aside all the other choices. We paid 13 pesos each (~$4) for the menu of the day which included stuffed zapatilla (a kind of zucchini), salad, desert and coffee.

Alter lunch we walked to Plaza de Mayo which is home to most of the important buildings of the city. Since we wanted to find the Spanish course, spent little time in the square and hopped on to a bus heading to the neighborhood of the course. Although we had ringed the bell numerous times, guys upstairs didn’t hear us. After waiting for another ten minutes, we decided to give our e-mails to one of the instructors we met at the door and leave.

Before going out for dinner, Jota prepared yerba mate for us. Mate is a tea-like drink and made in a special cup called gourd. Both making and drinking of mate is like a little ceremony. First you need to fill the gourd with mate. Then you should add hot water (it should be hot but not boiling, Jota told us that the best result is achieved with 87 Cº.) and stir a little with your metal straw. While drinking mate you need to follow the order, meaning that every person should drink it to the bottom and pass the gourd to the person sitting next to her/him. In every pass, the gourd is filled with hot water from the thermos. How it tastes? Well, obviously not like tea or coffee, flavor was like tobacco.

After mate party, Marcela and Jota gave us a little city tour with their car and took us to a Parilla place in Palermo. Parilla (grill made with coal fire) is everywhere in Buenos Aires. Although you can see fish (pescada) and chicken (pollo) in the menu, you feel that you are in the kingdom of thick and juicy veal meet. We had 3 different types of meet accompanied by fried potatoes and Malbec wine (originally a French species which yields excellent results in Argentina) and paid 33 pesos (~$10) per person.

Finally managed to get ourselves enrolled to the Spanish course and started to learn Argentinean Spanish which has its unique characteristics.

It rained once but getting warmer. It is the jacarandas shedding their flowers and whispering that summer is about to arrive.

Translated by Barış Pala

Posted by acikbilet 16:19 Archived in Argentina Tagged backpacking Comments (7)

Seyahatin İlk Günü

The First Day of Our Journey

semi-overcast 24 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Uzun bir yolculuğun ardından, İstanbul'da saat 3:30, buradaysa 23:30 iken Buenos Aires'e geldik. Küçük bir havaalanıydı, çıkar çıkmaz rahatça taksi bulduk ve beklediğimiz fiyata, 100 peso'ya (30 dolar gibi bir şey), kalacağımız eve yaklaşık yarım saat içinde ulaştık. Marcela ve Jota gecenin bu vaktine kadar bizim için hazırladıkları sofrayı hazır tutmuştu, birlikte yemek yiyip sohbet ettik.

Şimdi sabah ve güzel bir bahar havası var. Dışarı çıkmadan -seyahatimizin ilk yazısı bu olduğu için- önümüzdeki 12 ayı kabaca haritada gösterelim istedik, ayrıntıya daha sonra, gezdikçe gireceğiz.

Deniz Koç

  • ****

Alter a long flight, we had landed to EZE airport in Buenos Aires at 23:30 local time (03:30 back home). It was easy to get a taxi outside and in 30 minutes we reached the house of our first hosts and paid 100 Arg Peso’s (~$30). Marcela and Jota were kindly waiting for us to have dinner and we had our first meal with them in Argentina around 1 in the morning.

Now it is morning time, the whether is lovely. Since this is the first entry made on the road, we wanted to share the outlines of first 12 months of our journey on the map. Details will follow soon…

Translated by Barış Pala

Posted by acikbilet 16:02 Archived in Argentina Tagged backpacking Comments (16)

(Entries 1 - 2 of 2) Page [1]