A Travellerspoint blog

Argentina

Dünyanın Biraları: Arjantin

Besleyici ve serinletici...


View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Efes Pilsen'in internet sitesinde "Bira nedir?" sorusunun yanıtı şöyle verilmiş: "Bira, çimlendirilmiş arpa (malt) ununun sudaki maserasyonu ile elde edilen şıranın şerbetçiotu ile tatlandırıldıktan sonra fermentasyona uğratılmasıyla yapılan, besleyici ve serinletici bir içecektir." Herhalde dünyada en çok tüketilen alkollü içecek biradır düşüncesiyle gittiğimiz ülkelerde içilen biraları not etmeye karar verdik.

Biralar genelde 1 litrelik şişelerle servis ediliyor ve orta sınıf restaurantlarda şişesine 8-12 peso arası ödeniyor. Bakkallardaysa aynı şişeyi depozitosu hariç 3 pesoya alabiliyorsunuz. Ülkenin hemen hemen her köşesinde bulabileceğiniz ülkenin ulusal markası Quilmes. Bizim beraber vakit geçirdiğimiz Arjantinliler biraz burun kıvırıp “Stella daha iyi” deseler de biz Quilmes'i beğendik. Esasen Arjantin'e has markalar olmamalarına rağmen Stella Artois ve Brahma'yı her yerde içmek mümkün. Bununla birlikte birçok eyaletin kendi markası var: Unuttuğumuz için resmini çekemediğimiz Salta'nın adıyla müselles birası ile Mendoza'nın şarabı gibi meşhur olmasa da lezzetli olan birası Andes damağımızda iz bırakanlar.

biralar2.jpg

Neler İçtik:

Quilmes
Salta
Andes
Isenbeck
Iguana
Stella Artois
Brahma
Budweiser
Lacar
Pilsen (Uruguay birası)

Barış Pala

Posted by acikbilet 05:00 Archived in Argentina Tagged food Comments (2)

Buenos Aires'e Son Ziyaret

Arjantin'e veda

sunny 27 °C
View Seyahat & Brazil & Argentina on acikbilet's travel map.

10 Ocak günü sabah saatlerinde yaklaşık 1 ay önce Iguazu'ya gitmek için otobüse bindiğimiz Retiro terminaline geri döndük. İki aydır seyahat etmenin verdiği rahatlıktan olsa gerek Buenos Aires'e gelmeden önce kalacak bir yer ayarlamamıştık. Nasıl olsa yer vardır, diyerek daha önce kaldığımız hostele gittik. Ne bizim hostelde ne de Palermo civarındaki diğer bir-iki hostelde boş yer olduğunu görünce daha önce evlerinde 3 gece kaldığımız Paul ve Mariana'nın halihazırda iki misafir var ama gelirseniz başımızın üstünde yeriniz var şeklindeki davetlerine icabet etmeye karar verdik.

Dünyayı 6 yıl boyunca bisikletiyle dolaşan Paul'ün, bisikletli seyyahların dahil olduğu bir gruptan tanıştığı Karin ve Sem, bizden bir gün önce uçakla Yeni Zelanda'dan gelmişler. 2,5 yıl önce memleketleri İsviçre'den başladıkları yolculuklarını iki bisikletle karayolundan Singapur'a kadar devam ettirmiş, oradan bir yelkenliyle 45 gün boyunca dalgalarla boğuşarak Avusturalya'ya geçmişler. 10 ay Avustralya, 2 ay Yeni Zelanda'da pedal bastıktan sonra Güney Amerika maceralarına Buenos Aires'ten başlayan Karin ve Sem'in seyahati bizimkiyle yaklaşık aynı zamanda bitecek.

Akşam hep beraber Paul'ün bulduğu Caballito Mahallesi'ndeki küçük bir restauranta yemeğe gittik. 3 yaşlı amcanın tango çalıp söylediği mekandaki yemekler de, muhabbet de pek keyifliydi. Eve döndükten sonra da sohbete devam ettiğimiz için o kadar geç yattık ki, ertesi gün kalktığımızda saat 1'i geçiyordu. Beraber kahvaltı ettikten sonra önceki gün parasını verip yerimizi ayırttığımız hostele gitmek üzere Paul'lerden ayrıldık.

Collages.jpg
Garson kaç kere denediyse de hepimizi bir kareye sığdırmayı başaramadı...

Hosteldeki ikinci günümüzde Paul'lerden "İsviçreli çift gitti, isterseniz yine gelin" diye mesaj alınca, Deniz'in kırılan dolgusunu Buenos Aires'in Nişantaşı'sı denebilecek Palermo'daki bir diş kliniğinde yaptırmasının ardından üçüncü kez Chacabuco'nun yolunu tuttuk. O akşam Paul'lere domatesli pilav, yeşil fasulye, çoban salata ve barbunya pilaki yaptık. Özlemişiz, özellikle zeytinyağlı yemek çok iyi geldi... bir de yoğurt olsaydı!

buenos_air..9_d__8_.jpg

Buenos Aires'e ikinci gelişimizde şehri daha çok sevdik. Bu sefer kursumuz olmadığı için sabah erken kalkmamız, bir yerlere yetişmemiz gerekmiyordu. Okullar tatil olduğundan insanların bir kısmı yaz tatiline çıkmıştı ve sokaklar sakindi, hava ise "şeker" gibiydi. Evlerinde iki gün daha geçirdikten sonra Paul ve Mariana'ya üçüncü ve sonuncu kez veda ederek bir sonraki durağımız Sao Paulo'ya uçmak üzere havaalanına gitmek için bindiğimiz taksiyle Arjantin'deki son yolculuğumuzu yapıyorduk ve içimiz biraz buruktu...

Barış Pala

Posted by acikbilet 20:51 Archived in Argentina Tagged backpacking Comments (3)

Arjantin'de Şehirlerarası Otobüsler

Yollar Arşın Biz Kepçe


View Seyahat & Brazil & Argentina on acikbilet's travel map.

Yazıların içinde zaman zaman değiniyor olsak da bindiğimiz otobüslerle ilgili ayrı bir başlık açıp kısa kısa notlar paylaşmak istiyorum.

ARJANTİN

Buenos Aires - Iguazu (09.11.2008)

Arjantin'de, altında birçok marka barındıran birkaç tane büyük otobüs firması grubu var. Iguazu'ya Via Bariloche grubundaki Expresso Tigre Iguazu ile gittik. Bu firmada dört farklı fiyat kategorisi var. İlki koltukların bizdeki otobüslerdeki kadar yattığı "semi-cama". İkincisi koltuğun 160 derece yattığı "cama" (İspanyolca yatak demek). Eğer hem "cama" olsun hem de servis süper olsun diyorsanız "cama ejecutivo" almanız gerekiyor. Koltuğun tam yattığı seçenek ise "tutto lutto". Biz kişibaşı 170 peso vererek "cama" ile seyahat ettik. Otobüsteki tuvalette su akmaması dışında hiç bir sorun yoktu, bebekler gibi uyuduk.

iguazu_09_12_08_d.jpg

Yan tarafınmızda oturan amca yanına kova şeklinde bir termos almış, içine de 5-6 tane bira koymuştu. Yol boyunca demlendi, kimse de "Hop, ne oluyor, aile var kardeşim burda!" diye tepki göstermedi. Bize ikram etmediği için amcayı kınasak da, insanların hoşgörüsü hoşumuza gitti.

Iguazu – Salta (12.12.2008)

Sora sora öğrendik ki bu hattın efendisi Flecha Bus imiş. 18 saatlik yolculuk için semi-cama koltuğa 185 peso ödedik. Otobüs öğlen hareket ettiği için yolun büyük kısmında manzarayı seyrettik, gece de rahat koltuklarda uyuduk.

Otobüslerde genelde iki şöför oluyor. Biri kullanırken diğer muavinlik yapıyor. Bizim şöförlerden biri simsiyah, düz saçlarını seksenli yıllarda bizde genelde Harem-Gebze minibüs şoförleri ve futbolcular tarafından tercih edildiği gibi önler kısa, ense biraz uzuncana olacak şekilde kestirmiş. Göbeğine rağmen enerjik yapısı, herkesle şakalaşmasından mıdır nedir hoşumuza giden bu adama “Tayfun Abi” adını taktık.

Otobüs Salta'ya 1,5 saat kala Güemes'te yolcu indirdiği gardan çıkarken dönüşte bir arabanın tamponunu ezdi. İki tarafa da bir şey olmamıştı, ama tutanak için otobüsle polis karakolunun önüne gidip 1 saat beklememiz gerekti. Tayfun Abi'nin etraftaki polislerle enseye tokat şekilde şakalaşması dikkatimizden kaçmadı.

Salta – Mendoza (15.12.2008)

Via Bariloche grubunun markası olan Via Tac'ta kişi başı semi-cama 170 peso idi. Otobüs güzeldi de hemen arka kolduğumda oturup yol boyunca kulağımın 20 cm ötesinde mızıldayan bebek yolculuğun sonuna doğru alnımdaki damarların kabarmasına neden oldu.

Mesafeler uzun olduğu için her yolculukta çoğu İspanyolca altyazılı en az 2-3 film ve birkaç klip-kolajı izlemek mümkün. Kolajlar genelde 80 ve 90'ların hit parçalarının 10 – 15 saniyelik kısımlarının art arda sıralanmasından oluşuyor. “Pump up the jam”, arkasından “I've got the power”, sonra da Phil Collins'ten “All of my life”. Tam bir çorba anlayacağınız. Kliplerin yanı sıra firma bizim için bir boks üçlemesi uygun görmüş. İlk önce 70'li yıllarda çekildiğini tahmin ettiğimiz ve Faye Dunnaway ile John Voight'ın oynadığı The Champ gösterildi. Oyunculuğun yerlerde süründüğü filmi neredeyse gülerek izledik. Sonra Russel Crowe'un oynadığı Cindrella Man başladı, izlemedik uyuduk. O biter bitmez de Clint Eastwood'un Million Dolar Baby'sini koydular. İlk iki filmi altyazılı vermelerine rağmen izlemek istediğimiz tek film olan bu filmi İspanyolca dublajlı verdikleri için ekrana bakıp, tek tük kelimelerle konuyu kapmaya çalıştık.

Mendoza – Bariloche (18.12.2008)

Arjantin'de herhangi bir şehirlerarası otobüs garına gittiğinizde aynı firmanın birden fazla ofisini görebiliyorsunuz. Başka firmalara ait olduğunu sandığınız ofislerde de o diğer firmanın biletleri satılabiliyor. Mendoza'daki garda da Andesmar'ın 3 ayrı ofisi vardı. Girip çıktığımız 2 ofis de bize bu hat için Andesmar bileti satabileceğini söyledi. Başka şansımız olmadığı için cama koltuğa 256 peso verip Andesmar biletimizi aldık.

Yolculuğun ilk bir saati Andesmar'ın ne kadar müthiş bir firma olduğunu anlatan filmleri izlemekle geçti. “Otobüslerimiz bakımlı, personelimiz saygılı, yemeklerimiz sağlıklıdır.” Sonra doğru mu duyduğumuzdan emin olamadığımız bir anons geldi: “Andesmar bingosu başlıyor.” Ve muavin bingo kartlarını dağıtmaya başladı. 5 dakika içinde bütün otobüs bingo oynamaya başladık. Kazanan alt kattan çıktığı için ödül olarak ne aldığını göremedik, ama çocukluğumuzda kalan bu oyunu seneler sonra bir otobüste oynamak ilginç oldu.

Otobüslerde film gösteriyorlar göstermesine de, bu film nerede başlar, nerede biter diye düşünmüyorlar. Mesela otobüs yol üstünde bir gara girecek ve 20 dakika mola vererek yolcu indirip, yolcu bindirecek. Gara varmadan 10 dakika önce yeni bir film koyuyorlar. Film mola sırasında oynamaya devam ediyor. Bir şeyler almak ya da çiş yapmak için inenler filmi kaçırıyorlar, yeni binenler ise hiçbir şey anlamıyor. Bu seyahatte de mürettebat Bariloche'ye 1 saat kala Hayden Christensen'ın başrolde olduğu Awake adlı filmi oynatmaya başladı. Film gayet güzel giderken şehre geliverdik ve filmin sonunu göremeden otobüsten indik. Bir ara bulup izlememiz şart, merak içindeyiz hala.

Bariloche - El Chalten (23/24.12.2008)

Aslında bu otobüs firmalarının tarifeli sefer yaptıkları bir güzergah değil. Zira yolun büyük kısmı toprak ve kış aylarında hava koşulları nedeni ile kullanılamaz durumda. Havanın iyi olduğu kısa yaz döneminde El Chalten Travel "Ruta 40 Macerası" isimli seferler düzenliyor. Bariloche'den tek günlerde (ayın biri, üçü, beşi vb) hareket eden tur yol üzerindeki bir kasaba olab Perito Moreno'da ve El Chalten'de olmak üzere iki gece konaklama ile toplam kişi başı 480 peso. Eğer bu rotayı takip etmek istiyorsanız bu parayı vermekten başka yolunuz yok.

Yol bozuk olduğu için iki katlı yakışıklı otobüsler yerine tek katlı sıradan otobüslerle yapılan yolculukta ilk gün izlediğimiz İspanyol bir dağcılık ekibinin Cerro Torre'ye çıkarken çektiği kısa film dışında film izlemedik. Zaten yolculuğun amacı Ruta 40 boyunca uzanan Patagonya düzlüklerini görmek olduğu için film koysalardı biraz garip olurdu.

Yol üzerinde mola verdiğimiz bazı yerler her yerden o kadar uzak ki, orada insan yaşadığına inanmak zor... Tabii bu uzaklık fiyatlara da yansıyor: Arjantin'de içtiğimiz en pahalı suyu Ruta 40 üzerinde bir büfeden 8 pesoya aldık.

El Chalten - El Calafate (25.12.2008)

El Chalten'den El Calafate'ye çalışan iki firmadan biri Bariloche'den güneye inerken kullandığımız El Chalten Travel, diğeri ise güney Arjantin'in büyük firması Taqsa/Marga. 70 peso ödenen 3,5 saatlik yolculuk onca uzun yoldan sonra insana çok kısa geliyor.

Şöförün hemen arkasında oturduğumuz için aklımızda kalanlar hep şöförle ilgili: Saçları küt ve ensede uzun, hafif sakallı, tırnakları upuzun ve bakımlı, 15 dakikada bir araç telefonundan birilerini arayıp, hoparlörden konuşuyor, karşı yönden gelen hiçbir aracı elini parmaklarını kurbağa gibi açıp sallayarak selamlamadan göndermiyor...

El Calafate - Ushuaia (29.12.2008)

Bu iki şehir arasında direk çalışan bir hat yok. Önce Rio Gallegos'a gitmeniz ve orada otobüs değiştirmeniz gerekiyor. Ushuaia'ya kadar olan tüm seyahat için kişi başı 225 peso ödediğimiz Marga'nın otobüsüne sabahın üçünde bindik.(Güneye indikçe otobüs saatleri garipleşiyor.) Sabah sekizde vardığımız Rio Gallegos'tan saat 10'da tek katlı bir otobüsle Ushuaia'ya hareket ettik. Evet doğru tahmin ettiniz, bu yolun da bir kısmı toprak.

Rio Gallegos, Ushuaia arası yolculuğun ne kadar süreceği ile ilgili olarak otobüs firması kesin bir taahhütte bulunmuyor. Zira şiddetli fırtına nedeni ile Magellan Boğazı geçişe kapanırsa beklemekten başka yapabileceğiniz bir şey yok. Tıpkı bizim sekiz saat beklediğimiz gibi...

Bazı çocuklar bu kadar enerjiyi nereden buluyorlar anlamıyorum. 7-8 yaşında bir oğlan ile ondan biraz küçük kardeşi, bekleyişle birlikte neredeyse 20 saate varan yolculuk boyunca otobüsün bir önüne bir arkasına koşturup durdular. Bir süre sonra belki çarpınca yılarlar umudu ile dirseğimi koridora çıkarsam da çocukları durdurmayı başaramadım.

Bu yolculuğu yapacaklara önemli bir uyarı: Şili mercileri memleketlerine et, süt mamülleri ile meyve sokulmasına izin vermiyor. O yüzden yanınıza Şili sınırına kadar tüketebileceğiniz kadar meyve alın..

Ushuaia- Puerto Madryn (06.01.2009)

Giderken olduğu gibi Ushuaia'dan dönerken de önce Rio Gallegos'a uğramanız gerekiyor. Ushuaia'ya çalışan iki firma olduğundan ve onlarda günde (sabahın beşinde olmak üzere) birer otobüs kaldırdıklarından biletinizi Ushuaia'ya adım attığınız anda almanızı öneririz. Yoksa bizim gibi isteğiniz dışında birkaç gün daha Ushuaia'da kalmak zorunda kalabilirsiniz.

Marga'nın Ushuaia'daki yazıhanesinde dünya umurunda olmayan bir arkadaş çalışıyor. 2 Ocak sabahı bilet almaya gittiğimizde en erken 5 Ocak'a bilet olduğunu söyledi, biz de bileti aldıktan sonra - eğer yer açılırsa - tarihini erkene alıp alamayacağımızı sorduk. O da "Alabilirsiniz ama ceza ödemeniz gerekir, o yüzden ben size rezervasyon yapayım, akşam saat 9 gibi uğrayın, duruma bakalım." dedi. "Emin misin, sonra rezervasyonla ilgili bir aksillik olmasın" diye üstelediğimizde de sorun olmadığını söyledi. Akşam durumu kontrol etmek için yazıhaneye gittiğimizde bir de ne öğrenelim, merkez ofis bizim elemanın rezervasyonu iptal etmiş. Ayın 5'i için hiç yer kalmamış, ayın 6'sına yer bulabilirmişiz. "Ben sizin için ayın 6'sına kendi adımla rezervasyon yapacağım ve eğer biri biletini iptal ederse ilk olarak sizi önceki otobüse alacağım. Yarın sabah 10 gibi gelin, son duruma bakalım."

Ertesi sabah saat 10 gibi gittiğinde yazıhane kapı duvardı. Öğlen bir kere daha gittim, aynı. Bizimki dükkanı öğleden sonra 3 gibi açtı, üzüntüsünün bir ifadesi olarak da 180 pesoluk Rio Gallegos bileti içn 150 peso aldı. Ayırdığı yerlerin tuvaletin hemen yanındaki iki koltuk olması nedeni ile kalbimizdeki müstesna yerini koruyan arkadaşa buradan selam olsun.

puero_madr.._d__13_.jpg

Sabah beşte kalkması gerekirken rötar ile altıya doğru hareket eden otobüs, akşam üzeri Rio Gallegos otogarına vardı. Puerto Madryn'e çalışan firmalardan o güne kadar henüz denememiş olduğumuz Don Otto'yu tercih edip 289 pesoluk "cama" biletlerimizi aldık. Akşam 9'da hareket eden otobüs o güne kadar bindiklerimiz arasında en geniş bacak aralığına ve hizmete sahip olanı idi.

Puerto Madryn - Buenos Aires (09.01.2009)

Birçok firma olduğu için fiyatların daha uygun olacağını düşünüyorduk, ama Que Bus'ta cama koltuk için kişi başı 250 peso ödememiz gerekti. Otobüs güzeldi, ama Don Otto'dan sonra Que Bus biraz vasat geldi doğrusu.

Barış Pala

Posted by acikbilet 03:30 Archived in Argentina Tagged bus Comments (1)

Puerto Madryn

ve Valdes Yarımadası

sunny 24 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Uzun otobüs yolculuğunun ardından ulaştığımız terminalde bizi karşılayan güneş, soğuk ve tatsız havanın geride kaldığını haber veriyordu. Ushuaia'da yeni yıla beraber girdiğimiz Christophe ve Carine'in tavsiyesiyle gittiğimiz hostelde yaptığımız ilk iş, yün fanilaları çantaya kaldırmak oldu.

puero_madr.._d__14_.jpg
Şehrin görünümü

Puerto Madryn, Galler bölgesinden gelen yerleşimcilerin temellerini attığı bir şehir. Bugün 19. yüzyılda buraya yerleşenlerin etkisini gözlemlemek pek mümkün olmasa da, hikayelerini okumak ilginç: İlk olarak sahil kısmında tarım yapmaya calışan yerleşimciler, toprağın tuzlu olması nedeniyle başarılı olamayınca iç kesimlere dogru ilerlemişler. Yüzyılın sonuna doğru İspanyol ve İtalyan göçmenlerle işbirliği yaparak sahile ulaşan bir demiryolu inşa etmiş ve mallarını - tıpkı bugün şehrin kuzeyinde yer alan çeşitli fabrikaların yaptığı gibi - gemilerle diğer şehirlere göndermeye başlamışlar.

Gallilerin tarihi bir yana, şehre esas geliş sebebimiz, yaklaşık 120 km kuzeydeki Valdes Yarımadasi parkını ziyaret etmekti. Mayıs ayından aralık ortasına kadar devam eden balina sezonu geride kaldığı için ''balinaları kaçırdık, belki Orca görürüz'' umuduyla araba kiralayıp parkın yolunu tuttuk. Yarımadanın hemen girişinde yer alan Piramides'in nefis kumsalına karşı kahvemizi içip parkın tozlu yollarına girdik.

puerto_mad..9_d__6_.jpgpuerto_mad..9_b__6_.jpgpuero_madr.._d__87_.jpg

Yarımadada 3 farklı gözlem noktası var. İlkinde denizaslanlarini, ikincisinde penguenleri, sonuncusundaysa fokları görebiliyorsunuz. Yol boyunca guanacolara ya da otopark çevresinda armadillolara rastlamanız da mümkün. Deniz aslanlarının konakladığı uzun sahil şeridi hariç yarımadanin görüntüsü hemen hemen hiç değişmiyor; Patagonya'nın diğer yerlerinde olduğu gibi geniş stepler ve araya sıkışmış tuzlalar. Orca ya da balina görememiş olsak da parkı dolaşmak keyifliydi. Ama buraya gelecek olanlara planlarını balina sezonuna göre yapmalarını öneririz.

Ülkenin güneyinden kuzeyine çıkarken verdiğimiz iki günlük moladan sonra Arjantin'de seyahate başladığımız yere, Buenos Aires'e dönüyoruz. Büyük şehri özledik galiba...

Barış Pala

Posted by acikbilet 00:33 Archived in Argentina Tagged backpacking Comments (0)

(Entries 1 - 4 of 19) Page [1] 2 3 4 5 » Next