A Travellerspoint blog

Tigre

Parana Deltası

sunny 31 °C

Buenos Aires'e geldiğinizde Retiro istasyonundan 3 peso vererek bizdeki banliyö trenlerine benzeyen bir trene atlayabilir ve yaklaşık 50 dakikalık seyirli bir yolculuk sonunda Tigre'ye varabilirsiniz. Buenos Aires'in büyük şehir havasından sıkıldıysanız Parana Nehri'nin (Iguazu şelalesi de bu nehir üzerinde) oluşturduğu yüzlerce kanal üzerine kurulmuş bu küçük şehir size iyi gelecektir.

44buenos_air.._rl____.jpg

Tren istasyonundan çıkıp hemen kanal gezisi yapan teknelerden birine atlayın. Buradaki kanallar Amsterdam ya da Venedik'tekiler gibi dar değil, epey genişler. O yüzden kanallar üzerinde fazla köprü yok ve kanalların oluşturduğu adacıklara ulaşmanın tek yolu tekneler. Adalar üzerinde çok güzel evler yanında, restaurantlar, oteller hatta tekneler için benzin istasyonları bile bulmak mümkün.

0buenos_air.._rl____.jpg

Tigre'nin bir de meyve pazarı meşhur. Daha doğrusu eskiden meyve yüklemek için kullanılan liman bölgesini hediyelik eşya satılan bir pazar yerine dönüştürmüşler, ama adı meyve pazarı kalmış. Biz hafta içi erken bir saatte gittiğimiz için dükkanların büyük kısmı kapalıydı.

63buenos_air.._rl____.jpg

Toplam 2-3 saatte tamamlanacak Tigre gezisinden akşam iş çıkış saatine kalmadan dönmekte fayda var. Yoksa gün içinde bile ana baba günü olan Retiro istasyonunda kalabalıktan başınız dönebilir.

Barış Pala

Posted by acikbilet 06:21 Archived in Argentina Tagged boating Comments (0)

Mini Buenos Aires Kılavuzu - 2


View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Güvenlik

79buenos_air.._rl____.jpg

Şehre adım attığımızdan bu yana, arkadaşlarımız, hatta sokakta rastladığımız insanlar dahil, herkes tarafından dikkatli olmamız konusunda uyarılıyoruz. İlk günler makineler görünecek diye fotoğraf çekmeye bile ürker olmuştuk. Evlere girişte bazen iki ya da üç kilitli kapıyı aşmak gerekiyor, apartman kapılarını otomatla değil aşağı inerek kendileri açıyorlar. Ciddi bir güvenlik paranoyası olduğu kesin. Turistleri, hangi mahallelere gün ışığında gidilmesi, hangilerineyse hiç gidilmemesi konusunda bilgilendiren görevliler var. Ancak bir süre geçince, aslında buranın İstanbul'dan ya da dünyadaki herhangi başka bir büyük şehirden çok da farklı olmadığını anlıyorsunuz. Kapkaca karşı çantanızı kollayın yeter. Bir de yabancı olduğunuzu çok belli etmemeye çalışsanız iyi olur, örneğin rehber kitabınızı sokak ortasında açıp plan yapmaya çalışmayın ya da şehir haritasını incelemeyin. Dikkat çekmemek her zaman iyidir, olası hedef haline gelmemek için...

Şehirde büyük bir "soylulaştırma" (gentrification) projesi var. Gecekondu mahallelerini ya da fakir semtleri boşaltıp ya yeni binalar dikiyorlar (bizdeki Başıbüyük, Sulukule ya da Tarlabaşı gibi) ya da sanatsal bir makyajla güzelleştirip turizme açıyorlar. (Geçenlerde bu semtlerden birine gittik, Barrajas. Ölü bir şehirden farklı değildi, çünkü mozaik ve renkli boyalarla süslenmiş evlerde hayat yoktu. Birkaç sene sonra La Boca gibi şehrin en turistik yerlerinden biri haline geleceğine kesin gözüyle bakılıyor.) Diğer yandan, zenginlerin evlerine hırsızlık yapmak için giren, ama sonucunda panikten ya da zaten eve kafası iyi bir şekilde girmiş olduğundan ev sakinlerini öldüren gençler var. Bu konu medyada sanki bu insanlar evlere nedensizce cinayet işlemek için giriyormuş gibi yansıtılıyormuş, bu sayede büyük bir korkunun pompalandığını öğrendik tanıdıklarımızdan. 15-16 yaşlarındaki varoş gençlerinden korkar olmuş Buenos Aires'in nezih sakinleri.

Kültürel ortam
Buenos Aires çok canlı, geç saatlere kadar yaşayan bir şehir. Örneğin kulüplerde tango gösterilerinin başlama saati hafta içi bile 24:30. Böyle olunca yemek de çok geç yeniyor, geldiğimizden bu yana bu öğünü gece yarısından önce yiyemedik. Tangoyu yalnızca dans olarak düşünmeyin, tangoların seyirciler tarafından enstrüman eşliğinde seslendirildiği mekanlar da var. Bu mekanlarda profesyonel şarkıcılar sahne almıyor, seyirciler şarkı söylemek üzere orada bulunuyorlar. Biz bir gece böyle bir yerde yemek yemeye gittik (Tolga arkadaşımıza buradan selam ederiz), garson gelip bize söyleyeceğimiz şarkıları sordu gitariste iletmek için. Biz yalnızca izledik, çünkü sahneye çıkanlar hem üstlerindeki kıyafetlerle hem de sesleriyle gerçekten iyiydiler (karaoke gibi bir durum yoktu yani!). Bir de sokak çalgıcıları ve şarkıcıları var tabii, daha çok San Telmo mahallesinde karşınıza çıkacaklar ve bir kısmı çok hoşunuza gidecek.

84buenos_air.._rl____.jpg
77buenos_air.._rl____.jpg

Burada her köşebaşında bir kitapçı görmek mümkün. Kaldığımız sürece iki gazeteci arkadaşımız oldu, onlara kitap okunup okunmadığını sorduk. Muhalif bir gazetede çalışan ve yayımlanmış iki romanı bulunan Mariana, portenoların ciddi okur yazarlar olduklarını söyledi, yeni yayınları takip ediyor ve okuyorlarmış. Serbest çalışarak dergilere yazı yazan Marcela ise genelleme yapmaktan kaçındı, ama kitapların (best-seller olmadıkça) 2500-3500 arası basıldığını bildiğini söyledi, ona göre o kadar da fazla okunmuyor. Yine de, İstanbul'da olduğundan daha fazla kitap, gazete okunduğunu yalnızca etrafınıza bakarak bile söyleyebilirsiniz. Borges, tıpkı tango gibi, Buenos Aires ile özdeşleştirilen isimlerden biri. Şehri tanıtan broşürlerde, sokak isimlerinde, her köşede onun (ama yazar olarak yalnızca onun) adını görmeniz mümkün. Burada en çok okunduğunu gördüğümüz iki gazete, "La Nación" ve "Clarin". İlki, hükümetle her zaman aynı çizgide olmayan, ama muhafazakar bir gazete; kurucusu da politikacı, şair, yazar, "İlahi Komedya"nın çevirmeni ve günümüzde her şehirde mutlaka adına bir cadde bulunan Bartolomé Mitre. İkincisiyse, anladığımız kadarıyla bizdeki "Radikal"e benzeyen, daha genç, daha nabza göre şerbet veren bir günlük gazete. Gazete bayilerinde Clarin'in yayımladığı kitapları da bulabiliyorsunuz. Burada bir kısmı bizim ilgimizi özellikle çekti, çünkü klasikleri karşılıklı sayfalarda İspanyolca-İngilizce dillerinde yayımlıyor. Özellikle editoryal açıdan pek iyi olmasalar da, dil öğrenirken faydalı oluyor.

07buenos_air.._rl____.jpg

Dünyanın belli başlı büyük şehirlerinde olduğu gibi, Buenos Aires'te de herkese hitap edebilecek bir şeyler bulmak mümkün. Bu şehirle ilgili daha yazacak çok fazla şey var, internet üzerinden yayınladığımız için de zaman içinde eklemelerle geliştirmeye açık, dönüp eksikleri tamamlayabiliriz. Her türlü soruya da açığız tabii ki.

Deniz Koç

Posted by acikbilet 18:55 Archived in Argentina Tagged tips_and_tricks Comments (0)

Mini Buenos Aires Kılavuzu - 1


View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

69buenos_air.._rl____.jpg

Buenos Aires'te geçirdiğimiz üç haftanın ardından, buraya gelmeyi düşünenler için akla gelebilecek her şeyi kapsayan bir mini rehber hazırlayalım dedik. Yazdıklarımız tecrübeyle edindiğimiz bilgilere dayandığından, İspanyolca ya da İngilizce bilenler için de kolaylık sağlayabilir.

Hangi bölgede kalmalı?
Şehirde kısa bir süre geçirmeyi düşünüyorsanız, "microcentro" adı verilen bölge ya da bu bölgeyi çevreleyen "barrio"larda kalmanızı öneririz. Çünkü Buenos Aires'te neredeyse görülecek her şey aynı alanda toplanmış durumda ve otobüs ya da metroyla ulaşım işe gidiş-geliş saatleri dışında bile kalabalıktan ötürü bezdirici olabiliyor.
Ezeiza Havaalanı'ndan şehir merkezine gitmek için, ekonomik olmasa da, en uygun yol, tahmin edeceğiniz gibi taksi. Örneğin Villa Crespo'ya, 30 dakika süren bir yolculuk sonunda (otoban bileti de dahil) 90-100 Peso arası bir ücrete gidebiliyorsunuz, bu da bugünün parasıyla 40 YTL gibi düşünülebilir. Özellikle gecenin bir yarısı geldiyseniz ve şehri de henüz hiç tanımıyorsanız tercih edebilirsiniz. (Tabii önceden şoförle fiyat konusunda anlaşmayı ihmal etmeyin!) Bizim izlediğimiz yöntem buydu, ama Havaş benzeri bir servis firması gümrük çıkışından kaldırdığı otobüslerle hizmet veriyormuş. (Manuel Tienda Leon, 13 YTL, 40 dakika.) Ayrıca 86 numaralı otobüsün de şehir merkezine götürdüğünü duyduk, araştırmaya değer.

Para?
Bu ulaşım yöntemlerinin hepsi için Peso'ya ihtiyacınız olacak. Havaalanında bavulunuzu aldığınız salondaki döviz bürosundan bir miktar döviz almalısınız. Daha sonra döviz bürolarının yerine Banco de la Nacion'u tercih etmeniz daha iyi olabilir, bunu burada yaşayan bir arkadaşımız tavsiye etti, Lonely Planet'ta da (South America on a Shoestring) aynı öneri var, göz önünde bulundurmaya değer.
Biz genelde bankamatik kullanıyor ve hesabımızdan Peso çekiyoruz, dolayısıyla havaalanı dışında döviz bürolarıyla tecrübemiz olmadı.

Nasıl bir yerde kalmalı?
Sırt çantasını kapıp gelenlerdenseniz, hostel'lerde ünivesitedeki yurt hayatına geri döneceksiniz demektir. Biz ilk bir buçuk haftamızı "kanepe sörfü" yaparak geçirdik. Buraya gelene dek evimizde konuk ettiğimiz arkadaşlar olmuştu, ama biz konuk olarak ilk deneyimi burada yaşadık. Şehirdeki gerçek hayatı görmek ve turistik yerler haricinde nerelerde neler yendiğini, insanların nerelere gittiğini öğrenmek için müthiş bir yöntem.
Bu bir buçuk haftanın sonundaysa hostel'e yerleştik. İki gün boyunca kalacak doğru düzgün bir yer aradıktan sonra "Hostelling International" adlı zincirin bir şubesinde kalmaya karar verdik: Tango Backpackers. Şu an şehir yüksek sezonda olduğundan yer bulmak zor, önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var. Siz becerebilirseniz, Palermo Suits'te kalın, yine aynı zincire dahil ama diğerinin biraz daha iyi versiyonu. Burası için, yıllık HI üyeliği satın aldığımızdan günlük 37 Peso gibi bir fiyat ödüyoruz, üye olmazsanız 42 Peso. Bu üyelik kartını almanız iyi olabilir, çünkü hem farklı şehirlerdeki hostellerinde hem de anlaşmalı şehirler arası otobüs firmalarında indirim sağlıyor.

Şehir içi ulaşım
Burada ulaşım, daha önce belirttiğim gibi otobüs (collectivo) ve metroyla (subte) sağlanıyor. Çoğu külüstür durumda olan ve şehrin havasını nefes alınmaz hale getiren otobüsler çok sık ve istediğiniz her noktaya gidiyor. Herhangi bir bilet ya da abonman kartı yok, tek gereken 0,90 Peso. Baştan bilmekte büyük fayda var: Burada 1 Peso kıtlığı var, elinize geçti mi gözünüz gibi bakın, çünkü makine kağıt para kabul etmiyor, duraktakiler de ne kadar güleryüzlü insanlar olursa olsunlar, asla ellerindeki 1 Peso'yu vermek istemediklerinden paranızı bozmuyorlar.

7ba_19_11_0.._rl____.jpg

Metro ulaşımı da aynı ücrete. Burada kart sistemine geçilmiş, ama en fazla 10 gidişlik kart var ve hiçbir kazanç sağlamıyor, yalnızca her seferinde para ödeyip bilet kuyruğunda beklemekle vakit kaybetmiyorsunuz. Sabah, akşam ve yapmur yağdığında (aynı İstanbul gibi burada da trafik sıkışıyor) üçüncü, dördüncü trene kendinizi zorla sıkıştırdığınız durumlarla karşılaşabilirsiniz. Bunun haricinde çok kullanışlı bir sistem.

Yer yön bulma
İki ulaşım yolu dışında, buradaki geniş caddelerde yürüyerek uzun mesafeler kat edeceğinizden emin olun. Rahat ayakkabılar getirin, ayaklarınız davul gibi şişer de bilekleriniz görünmez olursa endişeye kapılmayın. Buenos Aires, Türkiye'deki şehirlerin aksine birbirini kesen çok düzgün bloklardan oluşan dümdüz bir şehir. Bloklar 100'er 100'er artıyor, caddeler şehrin bir başından öbürüne ulaşacak kadar uzun. Eğer, örneğin elinizde "Defensa 1575" gibi bir adres varsa, kısa sürede upuzun caddenin hangi tarafında olduğunu anlayacak duruma geliyorsunuz. Cadde ve sokaklar -istisnalar hariç- tek yön, dolayısıyla karşıdan karşıya geçmek çok kolay, ancak çılgın bir trafik var, o nedenle dikkati elden bırakmamalı.

Yeme-içme
Porteño'lar öncelikle İspanya ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinden geldiklerinden mutfakta bu ülkelerin etkisi çok büyük. Buraya has yiyecekler ne diye sorarsanız, pizza, makarna, chorizo (bir çeşit sucuk, ama İspanya'dakilerden daha iri, sosis boyutlarında) morsilla (kan sosisi... brrr) nehir balıkları, özellikle trucha, yani alabalık, tatlı olarak da krem karamel ve dondurma cevabını alırsınız. Ancak bunların hepsinin önüne parrilla'da yapılan asado'yu, yani mangal kömüründe pişirilen eti koymamız gerekir. Arjantin kültüründe, bizdeki ocakbaşı gibi ateş başında bir araya gelme adeti var. Ailece pazar günleri yapıyorlarmış bu seremoniyi, ama hafta içinde de restoranlarda masada neredeyse koca bir danayı bitirmek üzere toplanıyorlar. Köfte yapmak, eti baharatlarla terbiye etmek gibi bir anlayış yok, katıksız et, kömür ateşi ve kırmızı şarap.

47buenos_air.._rl____.jpg

Bizdeki esnaf lokantalarına benzer parrilla'cıları göreceksiniz sokaklarda. Döküntü yerler gibi görünebilir gözünüze, ama oralara girin. Kitap gibi kalın menüleri oluyor genelde, seçmek çok zor. Başlangıç için, "lomo"nun etin en iyi kısmı olduğunu bilmenizde fayda var. Yanında genelde patates ya da balkabağı püresi geliyor. Bir de menülerde "minutas" denen bir bölüm var, burada kolay hazırlanan ve hemen servis edilen yiyecekler yer alıyor, mesela "milonesa", yani bizde bilinen adıyla şnitzel. Tatlı olaraksa bu tür restoranların olmazsa olmazı "flam", yani krem karamel.
Kahve burada her yerde çok lezzetli. Canınız kahve ve yanında tatlı bir şeyler çekiyorsa, her köşe başında rastlamanız mümkün olan Havanna'ya gidip "alfajor" eşliğinde bir "cafe cortado" için. Alfajor, bizdeki Halley benzeri bir tatlı. Arjantin'in çikolatası diyebileceğimiz "dulche de leche"li olanından tadın mutlaka!

Devamı pek yakında...

Deniz Koç

Posted by acikbilet 18:15 Archived in Argentina Tagged tips_and_tricks Comments (9)

Buenos Aires Barrios - 1

Recoleta

sunny 30 °C
View Seyahat & Argentina on acikbilet's travel map.

Buenos Aires, hem Arjantin'in başkentinin hem de ülkeyi oluşturan 23 eyaletten birinin ismi. Banliyöleriyle birlikte 13 milyon nüfusu barındıran şehir 48 mahalleden (İsp.: barrio) oluşuyor.

Şehrin kuzeyinde yer alan Barrio de la Recoleta 1871 yılındaki sarı humma salgınına kadar yerleşimin yaygın olduğu bir alan değilmiş. Salgın sırasında şehrin zenginleri o zamanlar Buenos Aires'in merkezi olan güneydeki San Telmo ve Barracas mahallerindeki -daha sonra fakirler ve göçmenlerce kullanılacak - evlerini bırakıp, daha güvenli gördükleri kuzey mahallelere yerleşmeye karar verdiklerinde, bugün şehrin en varlıklı bölgerinden biri olan Recoleta'nın temelleri atılmış. İsmini 18. yüzyılın ilk yarısında buraya bir kilise inşa eden ve “Padres Recoletos” olarak bilinen Fransız Fransiskenlerden alan Recoleta, komşu mahallaler Palermo ve Retiro ile birlikte şehrin Barrio Norte (kuzey mahalleleri) diye bilinen bölgesini oluşturuyor.

2buenos_air.._rl____.jpg

M.T. de Alvear, Montevideo ve Avenida Quintana caddelerini takip ederek Recolata'nın merkezi olan Plaza Juan XXIII'a yürürken, şehrin varlıklı kısmına geldiğinizi fark ediyorsunuz. Bu civardaki vitrinler daha albenili, insanlar hatta köpekler bile daha bakımlı. Meydanın Av. Quantina tarafındaki cafe'leri geçer geçmez 1878 yılında dikilmiş ve bugün genişliği 50 metreye ulaşmış olan kauçuk ağacı karşınıza çıkıyor. Bu devasa ağacın tam karşısındaki, üstünde Latince “Requiescant In Pace” (Tr: Huzur İçinde Yatsınlar) yazılı kapıdan geçerek mezarlığa adımınızı atıyorsunuz.

4buenos_air.._rl____.jpg

Fransız Prospero Catelin tarafından tasarlanan ve 1822 yılında açılan mezarlık, zaman içinde varlıklı ailelerin gösteriş yarışına girdikleri, alışageldiğimiz mezarlar yerine üzerleri heykellerle, iç kısımları resimlerle süslü kiliseciklerin sıralandığı bir yere dönüşmüş. Buradan yeni yer almanız mümkün değil. Sadece büyük büyükbabanız bir yer almışsa ve bir aile mezarlığı yaptırmışsa burada huzur içinde yatabilirsiniz.

39buenos_air.._rl____.jpg

1buenos_air.._rl____.jpg

Recoleta'da mezarlığı dolaştıktan sonra, Plaza Intendente Alvear'daki parkta biraz soluklanıp Arjantin'in en büyük kütüphanesi Biblioteca Nacional'e (Milli Kütüphane) gidebilirsiniz. Yapımına 1960'larda başlanan, ama 1992'de açılabilen ve ham sanat (Art Brut) akımının Buenos Aires mimarisindeki en önemli temsilcisi olan yapı, şu an San Telmo'da müzik araştırmaları merkezi olarak hizmet veren ilk binanın yerini almış. Arjantin edebiyatı denince ilk adı anılan Jorge Luis Borges de kütüphane yöneticisiyken San Telmo'daki binaya gidip gelmiş.

04buenos_air.._rl____.jpg

Kütüphaneye geldiğinizde, girişteki danışmada kayıt formu doldurarak içeri girebiliyor ve istediğiniz kitabı alıp binadan çıkarmamak kaydıyla okuyabiliyorsunuz. Devasa okuma salonu ve pencerelerden görünen engin şehir manzarası insanda hiç dışarı çıkmama isteği uyandırıyor.

Recoleta'ya gelmişken görmeden geçmemeniz gereken bir yer de, Museo Nacional de Bellas Artes (Güzel Sanatlar Müzesi). İki katında Arjantin'in en geniş koleksiyonunu barındıran müzeye giriş ücretsiz ve Avrupalı ya da Arjantinli ressam ve heykeltraşların hem ortaçağ hem de modern dönem eserlerinden örnekler görmek mümkün. Biz gittiğimizde, Meksika, Venezuela, Brezilya gibi ülkelerden sanatçıların eserlerinin sergilendiği Latin Amerika resmi ile ilgili bir sergiyi de gezme imkanı bulduk, geçici sergileri de takip etmekte fayda var.

Müzeden çıkıp sola doğru yürüdüğünüzde solunuzda hukuk fakültesini göreceksiniz. Ön yüzündeki kolonları ile eski Roma dönemine ait bir yapı hissi uyandıran bu bina ile ulusal televizyon kanalı Canal 7 stüdyoları arasında yer alan Plaza Naciones Unidas'taki 18 ton paslanmaz çelik kullanılarak yapılan devasa çiçek (Floralis Generica), Arjantin doğumlu Eduardo Catalano'nun eseri. Bu bölgenin ve Buenos Aires'in en yeni simgelerinden biri haline gelen çiçek, gün ışığı ile birlikte yapraklarını açıyor, havanın kararması ile birlikte ise kapanıyor.

4ba_19_11_0.._rl____.jpg

Barış Pala

Posted by acikbilet 14:53 Archived in Argentina Tagged backpacking Comments (6)

(Entries 77 - 80 of 85) « Page .. 15 16 17 18 19 [20] 21 22 »